Üyelik Girişi
Site Menüsü
Site Haritası

KANGALIN KOMUTLARI

E! Bu komut köpeğin, sahibinin yanı sıra, onun yedeğinde veya serbest olarak yürümesini sağlamak için verilir.Eğitim için, köpeğin boynunda eğitim tasması bulunur. Bu tasmaya eğitim kayışı geçirilerek, eğitimin yapılacağı alana gelinir.Eğitici, köpeği sol tarafına alır ve onu, başı dizinin hizasında duracak biçimde tutar. Eğitim kayışının serbest olan uca sağ ele, köpeğe bağlı olan ucu sol ele alınır. Eğitici, “İZLE” komutuyla birlikte kayışı ileriye doğru çok hafif ve yalnızca bir kez sarsıp yürümeye başlar. Bu yürüyüş süresince her üç adımda bir, fazla yüksek olmayan bir sesle, “İZLE!” komutu tekrarlanır. Köpeğin eğiticinin önüne ve arkasına geçmek istemesi halinde, eğitim zinciri uyarı olarak orta şiddetle sarsılır.Birlikte yürüme eğitimi en fazla 20 dakika olarak sürdürülür. Daha fazlası köpeği sıkar ve ilgisini dağıtır. Eğitimler her gün veya gün aşırı, köpek hiçbir yanlış yapmadan eğiticisinin yanı sıra yürümeyi belleyinceye değin sürdürülür. Köpeğin, çeşitli koşullarda sahibinin yedeğinde yürümesini sağlayabilmek için, daha ileri devrede köpek, uzun bir duvar boyunca sahibi de duvar arasında yürümeye alıştırılır. Bu köpek için oldukça sıkıcı geçebilir. Yön değiştirme, ileri veya geri çıkma girişimlerinde bulunur. Her girişimi, “hayır” sözcüğü ile önlenir ve eğitim tasması orta şiddetle sarsılır. Eğiticinin dizi hizasında normal biçimde yürüdükçe okşanır. Yedekte yürümenin son aşaması, ‘serbest yedekte yürümedir. Bu eğitimde köpek, sahibinin yanında eğitim kayışıyla bağlı olmaksızın, öğretildiği biçimde yürür. Bu alışkanlığı kazandırmak için, köpek eğitim kayışıyla olarak sahibinin yanında yürümekte iken kayış, eğitim zincirinden çıkarılarak eğitime devam edilir. Köpek yürüyüşünü bozduğunda, hayır sözcüğüyle, uyarılır. Düzgün yürüdüğünde ise okşanarak ödüllendirilir. Tekrarlarla yedekte yürüme eğitimi köpeğe kazandırılmış olur.......


DUR !
Bu komutla köpekten istenen, her ne yapıyor olursa olsun durup beklemesidir. Bu nedenle, yalnızca köpek yedekte yürürken değil, her durumda durma eğitimi yaptırılmalıdır. Yatarken, otururken, gel komutunu getirirken, bu yeni emrin uygulanışını görmeli ve benimsemelidir. Köpek bu komuta öncelikle, eğitim kayışıyla bağlı olarak yedekte yürürken alıştırılır. Yürüme halinde iken eğitici, sol elinin avuç içi köpeğin burnuna doğru gelecek biçimde köpeği engelleyerek “Dur” komutunu verir Bu arada kendi de durur. Köpek ilerlemek istediğinde: Hayır! diyerek uyarır. Durması halinde ise, okşayarak ödüllendirir. Defalarca tekrarlar ve köpek tarafından kavranan bu çalışma, daha sonra köpek serbestken yapılır. Daha ileriki aşamalarda: Otur, dur! Yat, dur! Gel, dur!” çalışmaları yapılarak eğitim tamamlanır. Bu komutu, köpeğe serbest olarak yerine getirtmeye alıştırmak için aşamalı bir çalışma yapmak gerekir. Eğitici, eğitim kayışını sağ elinde tuttuğu halde, sol eliyle köpeğe durmasını ikaz ederek bir metre kadar köpeğin ilerisinde ve önünde durur vazıyette, Dur! komutu, sol kol dirsek kırılmaksızın köpeğe doğru uzatılarak ve avuç içi köpeğe doğru dönük, parmaklar bitişik, parmak uçları yukarı çevrili olarak verilir. Köpek yerinden kalkmak istediğinde, sertçe söylenen “hayır” sözcüğüyle ve parmak tehditkar biçimde sallanarak uyarılır. Komutu uygun biçimde yerine getirdiğinde ise okşanarak ödüllendirilir. Köpek, eğitimin bu bölümünü iyice kavrayıp tam bir itaatle komutları yerine getirdiğinde, bu kez, eğitim kayışı çıkartılarak alışılagelen ceza-ödül sistemiyle bu eğitim de başarıyla köpeğe benimsetilir.....




OTUR! veya ÇÖK!
Eğitici, isteğine göre bu iki komuttan birini kullanabilir. Ancak yalnızca birini kullanmalıdır. Bu komutla köpekten istenen, yürürken veya yatarken oturma durumuna gelmesidir. Oturma eğitiminin köpeğe kazandırılması için uygulanan bir iki değişik yöntem bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, yedekte eğitimdir. İkincisi, serbest eğitime geçiş niteliği taşır. üçüncüsü ise serbest eğitimdir. Bunları sırasıyla görelim:


1.Yedekte oturma eğitimi: Köpek eğitime, “İZLE!’ komutuyla, yedekte başlatılır. Bir süre gidildikten sonra, eğitici “DUR!” komutuyla birlikte sol elinin avuç içini köpeğin burnuna doğru tutarak onu durdurur. Sonra “OTUR!” komutu verir. Bunu yaparken, sol eliyle köpeği kalçasından aşağıya doğru bastırır ve sağ elinde tuttuğu eğitim kayışını yukarı doğru çeker. Böylece köpeğin, başı dik ve ileriye dönük olarak oturmasını sağlar. Komut tam olarak yerine getirilinceye değin, otur, otur!... denerek emir tekrarlanır.
2. Köpek eğiticisinin karşısında iken yapılan oturma eğitimi: Burada eğitici, köpeğin bir metre kadar ötesinde, karşısına geçer. Elini, parmakları bitişik, avuç içi köpeğin burnu üstünde ve yere dönük olarak öne doğru uzatır. Bir ucunu sol elinde tuttuğu eğitim kayışına, sağ ayağı ile basarak köpeğin çöküp oturmasını sağlarken, komutu tekrarlar: Otur! Otur! diyerek, hareketle komut arasındaki bağıntıyı köpeğin anlamasına çalışır.
Köpek eğer bu komutla yapacağı hareketi kavrayamıyorsa, eğitici köpeği engelin karşı yönünde bırakarak kendisi diğer tarafa geçer. Eğitim kayışının uzunluğu oranında ondan uzaklaşır. GEL! komutuyla köpeği kendi bulunduğu kısma çağırır. Köpek engeli aşma anında iken, bu kez: ATLA! komutuyla birlikte, sağ kolunu aşağıdan yukarıya doğru dik doğrultuda kaldırır Parmaklar bitişik ve avuç içi karşı yöne dönüktür. Köpek zaten çok alçak olan engeli yürüyerek aşacaktır. Buna rağmen çok zor bir iş başarmışçasına köpek okşanır ve sevilir. Hareket yeterince tekrarlanır ve köpeğe benimsetilirse, zamanla basamak basamak yükseltilen engelleri aşmada büyük bir titizlik ve çaba gösterecektir.
Yüksek atlama eğitiminin son aşaması serbest eğitimdir. Köpek, ATLA! komutuyla veya yalnızca, kolun tanımlanan biçimde yukarı kaldırılmasıyla engeli aşar.
Uzun atlama çalışmaları da, aynı pratik yöntemle köpeğe anlatılır ve öğretilir. Burada da, önce köpeğin engeli tanıması ve alışması gerekir. Başlangıçta engeller kısa tutulur. Önemli olan, köpeğin cesaret bulması ve eğitim yapma isteğinin yaratılmasıdır. Giderek engeller hem uzunluğuna ve hem de yüksekliğine artırılabilir. Ancak bu, sürekli çalışma isteyen bir eğitimdir. Köpeğin fizik yapısının uygun olması, sürekli çalışma yapma ve köpeğin engel atlama eğitimini sevmesi gibi etkenler başarıda büyük rol oynar.....




PROFESYONEL EĞİTİM
BEKÇİ VE KORUMA KÖPEĞİ EĞİTİMİ


Ne tür olursa olsun bütün köpeklerde, kendilerine ait olan şeyi koruma eğilimi görülür. Bir köpek yavrusunun önünden yiyeceğini almaya kalkın, hırlar! Yattığı mindere elinizi uzatın , memnuniyetsizliğini hemen hırlayarak belli eder, vermek istemez. Köpekte benimseme duygusu çok yaygın ve köklüdür. Köpek, kaldığı evi, aileyi, aile bireylerini, sahibini, kendi öz malı gibi görür. Onları korumak için çaba gösterir. Bu duygu ve eğilim içgüdüseldir. Tüm köpeklerde değişik derecelenmelerle vardır. Yetişme ve eğitimin etkisi bu doğal eğilimin gelişmesini, yönlendirilmesini ve denetim altına alınmasını sağlar. Bekçilik ve koruma görevi yapan köpekler, başlıca iki küme içinde yer alırlar. Bazı köpekler yalnızca uyarıcı ödevi görür, duyduğu sese, eve giren yabancıya, bahçe kenarından geçen kişilere havlayarak, ev halkını muhtemel bir tehlikenin varlığından haberdar eder. Bunlar çoğunlukla, oyuncak köpekler ve süs köpekleridir. Bununla birlikte, onlar arasında da, Terrier türleri gibi, cesur, atak ve saldırgan olanları vardır. İri yapılı türler, daha az havlar. Ancak çoğunlukla daha atak, cesur ve saldırgan olurlar. Bekçilik ve koruma görevi yapacak köpeklerin seçiminde titiz davranmak gerekir. Köpeklerin ayrıntılı olarak tanıtıldığı bölüm, bu seçim için gerekli olan ön bilgiyi vermektedir. Tanınmış bekçi köpeği türleri arasından, size ve amacınıza uygun olanını seçebilirsiniz. Bununla birlikte, eğitime karşı istekli, sağlıklı, enerjik, atak ve saldırgan olması gerekir. Köpeğe, ilk bekçilik eğitimi annesinden gelir. Yavru, annesinin havladığı kişiye onunla birlikte havlar ve yabancılara havlanması gerektiğini öğrenir. daha sonra bir yabancı gördüğünde, yalnız başına olsa dahi kendiliğinden havlayacaktır.Bekçi ve koruma köpeği olarak yararlanılacak saldırganlık eğitimi verilecek olan köpekler, daha yavru iken alınarak, gelen gidenin olmadığı bir yerde yetiştirilirler. Mümkün olduğunca kalabalık içine çıkartılmaz, başka insanla temas ettirilmezler. Tüm bakım ve beslenmeleri tek kişi tarafından görülür. Bu kişi, aynı zamanda onun eğitimini üstlenecek kişi olmalıdır. Bekçi ve koruma görevi yüklenecek olan köpeğin kendine olan güveni her zaman tam ve yüksek olmalı, tüm eğitimler, her zaman köpeğin üstün geleceği biçimde sürdürülmelidir. Hiçbir zaman dövülmemeli, üstünlük duygusu sarsılmamalıdır. Saldırganlık eğitimi verilecek olan köpek. bir önceki bölümde anlatılan temel komutları eksiksiz olarak yerine getiren, eğiticisine bağlı, itaatli, eğitime istekli ve yetenekli bulunmalıdır. Temel komutları tam olarak benimsememiş itaatsiz köpeklerle saldırganlık eğitimi kesinlikle yapılmamalıdır. Ayrıca, bazı tür köpekler yapısal olarak çok sinirlidir. Bunlara çok iyi itaat eğitimi yaptırılmamışsa, giderilmesi olanaksız sakıncalara neden olmak mümkündür. Köpek, Dur! komutuyla durmalı, Gel! komutuyla gelmeli, Otur! komutuyla oturmalıdır.
Ayrıca, bu tür eğitim gören köpeklerin bulunduğu yere, insanların girmesinin sakıncalı olduğunu belirten yazılar konmalı. Köpeğin barınma yeri, kapalı dolaşma alanı olan türde yapılmalı veya buna benzer güvenlik önlemleri alınmış olmalıdır. Dinlenme zamanlarında köpeği zincirle bağlamak kesinlikle doğru değildir. Bu köpeğe verilebilecek en ağır cezadır, güvenini kırıcıdır. Ne denli iyi eğitilmiş olursa olsun, kalabalığa çıkartılacak köpeklerin ağızlarına, herhangi bir kazayı önlemek için ağızlık takılmalıdır.
Daha önce gördüğümüz temel eğitimden geçmiş, yalnız eğiticisi tarafından beslenip bakılarak özel olarak barındırılmış köpek, uygun tür ve nitelikteyse, iyi bir bekçi ve koruma köpeği olmaya aday demektir. Hiçbir eğitim verilmese de o, koruma alanına giren yabancılara saldırır ve bulunduğu yere girmesini önler. Buna karşın, bu eğitimin büyük önem taşıyan bazı amaçları vardır. Onları şöyle sıralayabiliriz
1. köpeğin saldırgan ve koruyucu niteliğinin en üst düzeye ulaştırılması.
2. Köpeğin saldırganlığının denetim altına alınması. komutla saldırma, komutla saldırıdan cayma alışkanlığının kazandırılması.
3. Köpeğin, yabancıların yaklaşma, dostluk kurma eğilim ve girişimlerini karşılıksız bırakma alışkanlığını kazanması. Bunları sırasıyla görelim:

1. SALDIRGANLIK EĞİTİMİ Her köpeğin saldırganlık güdüleri aynı oranda yüksek ve gelişmiş değildir bazı köpekler insancıl ve barışçıdırlar. Yabancılarla çabuk dost olurlar. Böyle köpekler bekçilik için elverişli sayılmaz ve bu görev için tercih edilmezler. Bununla birlikte, saldırganlık eğitimi verildiğinde bir ölçüde uygun nitelik kazanabilirler. Saldırgan yapıdaki köpeklerse, bu eğitimle, yabancılar ve kuşkulu kişiler için amansız birer canavar kesilirler. Bu eğitimde, eğiticiden başka, köpeğe tümüyle yabancı olan bir yardımcı kullanılır. Yardımcının görevi, köpeği kızdırmak ve kışkırtmaktır. Köpeği kızdıran kişi zaman zaman değiştirilerek, köpeğin saldırganlığının yalnızca belirli bir kişiye değil, eğiticiden başka tüm yabancılara karşı olması sağlanır. Belli bir amaç için eğitilen köpekler, daha önceden saptanan bir niteliğe tepki duyacak biçimde yetiştirilirler. Sözgelimi, belirli bir giysiye karşı koşullandırılabilirler. Tutuk ve cezaevlerinde koruma görevi üstlenen köpekler, tutukluların dışarı çıkmasını önlemek için yetiştirilmişlerdir. Bu köpeklerin, tutukluların giydiği tek tip elbiseye tepki duyacak biçimde şartlanmaları sağlanmıştır.
Bazen bu durumun tersi de yaratılır. Sözgelimi: köpek, belirli bir tip elbise giyen kişileri dost, bunun dışındaki giyimlileri düşman olarak benimseyecek biçimde koşullandırılır. Askeri birlikleri korumak için yetiştirilen, savaş köpeği olarak çalıştırılan bazı görev köpekleri böyle eğitilmişlerdir. Saldırganlık eğitimi sırasında, köpeğin şok tasması çıkartılarak yerine, sağlam ve dayanıklı deri bir tasma takılır. Tasmaya takılacak eğitim kayışı, kuvvetli ve sağlam olmalı, köpeğin çekme gücüne dayanmalıdır. Gerektiğinde, fazla ağır olmayan ince ve dayanıklı zincir kullanılabilir. Eğitim yerinin sınırları kapatılmış ve tenha bir yer olmasında yarar vardır.
Köpek, eğitici tarafından eğitim alanına getirilir. Burada bulunan bir ağaca, sağlam bir direğe veya bir kazığa, kayışı uzun bırakılarak güvenli bir biçimde bağlanır. Eğitici bir süre köpekle oynar, onunla eğlenir. Bu sırada kışkırtıcı görevini üstlenen yardımcı gizlenerek gelir. Kendine, bir çalılık, bir çukur veya küçük bir tepe gibi doğal bir engeli siper alarak köpeğin yakınlarında bir yere siner. Yardımcının gelmesiyle eğitici köpeğin gerisine çekilir. Köpek, kışkırtıcının yaptığı gürültülere kulak kabartıp havlayınca, eğitici onu takdir edici sözlerle över ve TUT! komutuyla kışkırtır. Bazı köpekler son derece sinirlidir. Kendiliklerinden, ses duydukları yöne doğru atılıp şüpheli kişiyi tutmak isterler. Bunlar övülerek okşanır ve ödüllendirilir. Köpeği olduğundan daha sinirli, hırslı ve saldırgan yapmak gerekiyorsa yardımcı, elinde uzun bir kumaşla veya yaralama olasılığı bulunmayan herhangi bir dal parçasıyla, üzerine koyun postu sarılarak sıkıca bağlanmış uzun değneklerle, köpeğin gövdesinin çeşitli yerlerine tahrik edici biçimde dokunur. Onu kışkırtır ve kızdırır. Eğitici, köpeğin arkasında durduğu halde:
TUT! komutunu, köpek saldırganı yakalamak için istenilen isteklikte ileri atılıncaya değin yaptırıcı biçimde tekrarlar. Köpek, bağlı bulunduğu kayışı veya zinciri gererek ileri atıldığında, yardımcı korkmuş gibi yaparak geri geri kaçar. Eğitici, köpeğin bu davranışını överek ve okşayarak ödüllendirir. Eğitici, aradaki güvenlik mesafesini korumaya çok dikkat etmelidir. Bu sayede köpek ancak kışkırtıcının kendine doğru savurduğu bez parçasına erişebilir. Bezi yakalayan köpek, kısa bir çekişmeden sonra kışkırtıcının elinden bezi çekip alır, şüpheli kişi kaçar. Köpek okşanıp “aferin” denilerek ödüllendirilir. Kışkırtıcı durumundaki kişi hiçbir zaman köpeğe üstünlük kurmamalı, onun canını acıtmamalı, onunla eğlenmemelidir. Köpeği kızdırıp kışkırtmalı, onun havlayıp ileri atılması karşısında korkup kaçmalıdır. Bu eğitimler bu biçimde tekrarlanırsa, istenen sonuç kısa zamanda alınır. Köpek giderek yabancıların varlığına daha çok dikkat eder olur. Çıkan seslere, duyduğu yabancı insan kokusuna karşı sinirli olur. Yabancı varlığı hissettiği an atılıp tutmak ister.
Saldırganlık eğitiminde iki önemli nokta vardır:
1. Köpek, görevi gereği tüm yabancılara kızmalıdır.
2. Köpek kendini, tüm yabancılar karşısında güçlü ve kuvvetli hissetmelidir. Saldırganlık eğitimi, bu iki amacın yeterince sağlandığına inanılıncaya değin sürdürülür.

2. SALDIRGANLIĞIN DENETİM ALTINA ALINMASI
Köpek, görmüş olduğu saldırganlık eğitimiyle, artık kendi denetim alanında yabancıların varlığına tahammül edemez hale gelmiştir.Ancak serbest bırakıldığında, kuşkulu kişiler karşısında ne yapacağı, herhangi bir kişiyi hırpalama anında eğiticisinin komutunu dinleyip dinlemeyeceği belirsizdir. Bununsa çok önemli sakıncaları olduğu kuşkusuzdur. Köpeğin saldırganlığının, kesin olarak eğiticisinin denetimi altında bulunması gerekir. Amatör eğiticiler için, bu çalışma sırasında canlı yardımcı kullanmak çok tehlikelidir. Gerçi köpek eğitim kuruluşlarında, köpeğin diş geçiremeyeceği dolgu elbiseler giymiş deneyimli kişiler bu amaçla kullanılmaktadır. Ancak biz, kol ağızları, yakaları, pantolon paçaları dikilerek içine, kuru ot, saman, yün, pamuk, paçavra gibi dolgu maddeleri doldurulmuş mankenler kullanacağız. Mankenlerde kullanılacak giysi ve dolgu maddelerinin, eğiticinin kokusunu taşımamasına özellikle dikkat edilmelidir.
Eğitimden önce bu mankenler, eğitim alanında bulunan bir ağacın dalına, bir ip aracılığıyla öyle bir biçimde yerleştirilir ki, ipin diğer ucu indirilip çekildiğinde, manken aşağı yukarı hareket eder. Böylece, köpeğin onu yakalamak ve yere indirmek için çaba harcaması, onunla boğuşması sağlanır. Her şey hazırlanıp planlandıktan sonra köpek, eğitim alanına uygun uzunlukta bir eğitim kayışı veya eğitim zinciriyle, yedekte olduğu halde getirilir. Eğitici, serbest olan sol eliyle mankenin bağlı olduğu ipi indirerek onun ayakları üstüne basmasını Sağlar ve sağ kolunu ileri doğru uzatarak, işaret parmağı ile mankeni gösterip: TUT! komutu verir. Komutla birlikte ileri atılan köpek, mankenle boğuşmaya başlar. Bir iki dakikalık mücadeleden sonra, mankenin bağlı olduğu ip biraz daha bırakılarak, yere yatacak biçimde düşürülür. Köpek mankenin üstüne vardığı anda ise, DUR! - BIRAK! komutuyla köpek durdurulmalıdır. Sonra, yine ip aracılığıyla manken doğruluyormuş gibi hareketlendirilip, köpeğe: TUT! komutu verilir. Köpek yeniden mankenin üzerine vardığında, manken yine yere düşürülür. Bu kez de, daha önce olduğu gibi köpek, DUR! - BIRAK! komutuyla durdurularak saldırının aşırı boyutlara vardırılması önlenir. Böylece köpeğin saldırganlığı dene tim altına alınmış olur. Köpeğin saldırganlığının, doğrudan doğruya eğiticinin iradesine bağlı olduğu köpeğe benimsetilmelidir.
Her olumlu davranışta olduğu gibi, köpek her komutu yerine getirişte övülmeli, okşanarak ödüllendirilmeli. Dinlenmelerde onunla ilgilenilerek, birlikte koşup oynanmalıdır. Emrin dinlenmemesi halinde köpek sert ve kesin olarak söylenen: HAYIR! HAYIR! uyarısıyla ikaz edilir. Bazı sinirli ve saldırgan köpeklerin, DUR! - BIRAK! komutuna uymalarını sağlamak için Şok Tasması kullanmak gerekir. Emri dinlemeyen köpeğin kayışı, biraz serbest bırakıldıktan sonra sertçe çekilerek köpeğin boğazı üzerinde kısa sureli bir şok yaratılır ve tam bu arada komut tekrarlanarak köpek uyarılır.
Askeri görevler gibi çok özel amaçlı bazı eğitimlerde, mankenin boğazına et parçası bağlanarak, insanın can alıcı ve zayıf yeri olan gırtlak yöresi, köpeğin saldırı hedefi olarak koşullandırılır. Mankenin yere düşmesiyle, boğaz kısmına sıkıca bağlanmış bulunan et, köpek tarafından parçalanır. Ancak sivillerin köpeklerine bu türde eğitim vermeleri ağır suç kapsamına girer. Bazı eğitimlerde ise köpek, tüfek, tabanca, bıçak gibi öldürücü nitelik taşıyan silahlara karış koşullandırılır.

Saldırganlığın denetim altına alınması eğitiminin en önemli amacı; Köpeğin saldırganlığının, doğrudan doğruya eğiticinin iradesine bağlı olduğunu köpeğe benimsetmektir.

3. YABANCILARIN, KÖPEKLE DOSTLUK KURMA GİRİŞİMLERİNİ KARŞILIKSIZ BIRAKMA EĞİTİMİ
Yabancılardan uzak yetiştirilen, yalnızca eğiticisinin ilgilendiği saldırgan bir köpeğe yaklaşmak zor ve Çetin bir iştir. Buna rağmen köpeğe yaklaşıp onu elde etmek isteyenler olabilir. Bunların en kestirme ve denenen yaklaşma yolları, köpeğe yiyecek vermektir.
Küçük yaştan itibaren yalnızca kendi yemek kabına sahibi tarafından konan yiyeceği yiyen köpekler, sağa sola konan yiyecekleri yememeye alıştırılmışlarsa, onlara bu yolla yaklaşmak zordur. Ancak bu konuda daha güvenli olunmak isteniyorsa, başvurulacak bir iki yol daha vardır.
Eğitici, yine bir yardımcı kullanarak köpeğin önüne onun iştahla yediği yiyeceklerden attırır. Köpek bunları yemeğe girişince, eğitici yaklaşarak, ‘Hayır!” diyerek onu azarlar. Ağır bir ceza olarak da, zincirini kısa tutarak bağlar. Hareket birkaç defa tekrarlandığında köpeğin, önüne yabancılar tarafından atılan yiyeceği yemediği görülür. Köpek bu davranışından dolayı eğiticisi tarafından övülerek ve okşanarak ödüllendirilir. Diğer bir yöntem de, köpeğin dolaştığı alana bir yabancı tarafından, üzerine bolca kırmızıbiber dökülmüş et parçaları attırmaktır. Köpek bu etleri yemeğe kalktığında ağzının yandığını görecek; birkaç kez tekrarı halinde, başkalarınca verilen yiyecekleri yememeyi öğrenecektir......




TUVALET EĞİTİMİ
Yavru köpeğin tuvalet alışkanlığını kazanması zaman alır. İki, üç aylık yavrudan tuvalet alışkanlığını kazanmasını kimse bekleyemez. Köpeğin tuvaletini nereye yapacağını öğrenmesi bazen altı aylık olana kadar, bazı ırklarda bundan da fazla sürebilir. Bazı kişiler İki, üç aylık yavruyu eve getirdikten sonra üç, beş günde tuvaletini öğrenmesini beklemektedirler. Bu imkansızdır. Köpeğin kasları güçlenmediğinden istese de tuvaletini tutamaz ve geldiği zaman yapmak zorundadır.
Bebeklerin de yürümeye başladıktan sonra altları bezlenmektedir, onlarında tuvalet alışkanlığını kazanmaları için belli bir süreye ihtiyaçları vardır. ve Yavru büyütürken bu pisliğe katlanılması gerekmektedir. Eğer köpeğin tuvaletini öğrenene kadar geçecek olan üç, beş ay içinde bunlara dayanamayacaksanız yavru köpek almamalısınız.

Tuvalet eğitimi köpeğin muhtemelen sahibinden göreceği ilk eğitim olacaktır. Tuvalet eğitimine başlanmadan önce köpek sahibinin bilmesi ve daima göz önünde bulundurması gereken, köpek davranışlarını doğru olarak anlamak ve olayı köpeğin bakış açısından görmekdir. Köpek doğru ve yanlışı sadece tehlikeyi ve emniyeti öğrendiği zaman algılayabilir. Bir yerde köpek için doğru yada yanlış yoktur. Köpek kendisi için tehlikeli olarak bildiği şeylerden kendini sakınır, emniyetli olarak gördüklerini ise uygular. Köpeğe verilen ödüller, pozitif pekiştirmeler ona emniyeti; pozitif cezalandırmalar, negatif pekiştirmeler sakınması gerekenleri öğretir.
Tuvalet eğitimi sırasında köpeğin tuvaletini yaptığı yer istenmeyen bir yer ise ve buraya tuvaletini yaparken yakalanmış ve cezalandırılmışsa bu yer onun için tehlikeli olarak algılanır. Bunun aksine tuvaletini yaptığı yer istenilen bir yer ise ve yaptığı anda ödüllendirilirse veya hiçbir ceza görmezse burası da onun için emniyetli bir yer olarak algılanır. Bunun yanında cezayı ve ödülü veren sahibin köpeğin tuvaletini yaptığı an yanında ve ona görünür olması veya olmaması köpeğin, sahibinin yokluğunda veya varlığında durumu emniyetli veya tehlikeli olarak algılamasına da yol açar.
Bir kaç örnek vermek gerekirse köpek oda da tuvaletini yaparken yakalanıp cezalandırılırsa sahibinin yanında odaya tuvaletini yapmayı tehlikeli olarak algılayacaktır. Fakat sahibi oda da yokken yaparsa doğal olarak anında cezalandırılamayacağı için oda da sahibinin yokluğunda tuvaletini yapmayı emniyetli olarak algılayacak ve sahibinin yokluğunda tuvaletini yapmaya devam edecektir. Oda da sahibi varken gidip masanın altına veya koltuğun arkasına tuvaletini yapatığında ise sahibi tarafından görülmeyeceği için anında cezalandırılamıyacak, bu durumda da köpek oda da sahibi olsa bile masa altına ve koltuk arkasına tuvaletini yapmayı emniyetli olarak algılayacak ve yapmaya devam edecektir. Köpeğin tuvaletini yapmasını istediğimiz yer evin dışında ise her tuvaletini yaptığında ödüllendirilmesi ve bu davranışının pekiştirilmesi köpeğin dışarısını emniyetli olarak algılamasına neden olacaktır.
Tuvalet eğitiminde başarılı olmanın şartı köpeği devamlı gözetim altında tutmak ve tuvaletini yapacağı an anında müdahale etmektir.
Köpeğinizi tuvaletini yapmak için dışarı çıkardığınız zaman onunla oynamamanız, gezmeye başlamamanız gerekmektedir. Köpeğin çişini ve kakasını yapana kadar bekledikten ve yaptığı anda ödüllendirdikten sonra oyuna ve gezmeye başlamanız köpeğin yaptığı bu davranışın arkasından ödül, oyun ve gezinti geleceğini bilmesi, evin dışına yaptığı tuvaletinin pekiştirilmesine neden olacaktır. Eğer köpeği dışarı çıkardığınızda önce gezdirir ve oynar tuvaletini yaptıktan sonra da alıp eve götürürseniz, köpek dışarı tuvaletini yapmasını oyunun bittiği ve eve girilme zamanının geldiği olarak algılayacağından dışarıda yapılan bu davranış pozitif pekiştirilemiyecek, hatta negatif cezalandırmaya dönüşecek ve dolayısıyla her dışarı çıktığında tuvaletini yapmakta gecikecek belkide sizin bu süreyi beklemeyip köpeği içeri almanıza neden olacaktır.
Yukarıda anlatılanlardan da anlaşılacağı gibi köpeğe tuvalet eğitimi verilirken her eğitimde olduğu gibi istenen davranışlar ödüllendirilip pekiştirilecek ve istenmeyen davranışlarda daha yapılmadan önlenecek veya görmezlikten gelinecektir.
Köpeğin tuvaletini istenilen yerde yaptığı zaman ödüllendirilmez ise bu tuvalet eğitimi olmaktan çıkıp köpeği kendi başına bırakmak olur. Eğitimde mutlaka ödüllendirme (pekiştirme) olmalıdır.
Köpeğe vereceğiniz tuvalet eğitiminde uyulması ve uygulanması gereken bazı yöntemler ve araçlar vardır. Bunların başında kafes eğitimi gelmektedir.......




KAFES EĞİTİMİ

Kafes yöntemi tuvalet eğitiminde en etkililerinden biridir. Kafesin boyu köpeğin ırkına göre büyüdüğü zaman bile içinde rahatca yatabileceği bir boyda olmalıdır.
Kafes ile tuvalet eğitiminde kafes köpeğe pozitif pekiştirme ile tanıtılmalı, köpeğin kafesi sevmesi sağlanmalı ve içine girmeye istekli hale getirilmelidir. Kafesin içine yumuşak bir bez, battaniye konulmalı ve köpeğin yatarken rahat etmesi sağlanmalıdır. Köpek ilk olarak kafesin yanına getirildiğinde kapısı açık bırakılmalı ve köpek kesinlikle içeri sahibi tarafından konulmamalıdır.
Köpeğin sevdiği bir oyuncak köpeğe gösterilmeli ve sonrada bu oyuncak kafesten içeri atılarak köpeğin girip alması beklenmelidir. Köpek kafesten ürkebilir ve girmeyebilir. Bu durumda oyuncak sadece kafesin hemen kapısı önüne atılmalı ve oradan köpeğin alması beklenilmelidir. Daha sonra oyuncak yavaş yavaş daha içerilere atılıp köpeğin almasına olanak tanınmalıdır. Köpek oyuncağı almak için kafesin içine girmeye başladığı zaman köpeğin alışmış olduğu cesaretlendirici sözler söylenmeli, el içeri sokulup köpek sevilmelidir bu esnada köpek içeri girdiği zaman içeri atılacak ödül mamaları ile köpeğin içeri girmesi pekiştirilmelidir. Kafesin kapısı kesinlikle köpeğin üstüne kapatılmamalı ve bu işlemler köpek devamlı olarak kendi isteği ile kafesin içine girip çıkarak oynamaya devam edene kadar devam edilmelidir. Köpeğin mama vakti geldiğinde köpek gene bir oyuncak atılarak kafesin içersine gönderilmeli arkasından mama tası kafesin içersine, kapının yanına konmalı ve köpeğin kafes içindeyken mamasını yemesi sağlanmalıdır. Yemeğini bitiren köpek çağrılmalı ve dışarı çıktığında tuvaletini yapacağı yere götürülmelidir. Köpeğin yemeğini yedikten sonra içerde kalmasına ve buraya tuvaletini yapmasına kesinlikle müsade edilmemelidir.
Bu şekilde köpek kafesi iyice tanıdıktan ve alıştıktan sonra kapısı köpek içeride iken kapatılabilir. Kafesin kapısı kapatılırken köpeğin gene içeri kendinin girmesi sağlanmalı ve yanında oyuncağının bulunması gerekmektedir. Köpeğin kapısı kapalı kafeste ilk defalar fazla kalmasına müsaade edilmemelidir. Sahibi kafesin yanında bulunmalı ve 3-5 dakika sonra kapıyı açmalıdır. Köpek dışarı çıkarsa bir müddet dışarıda oynayıp sonra tekrar köpeğin içeri girmesi sağlanmalı ve kapı tekrar kapanmalıdır. Bu işlemlere sık sık devam edilmeli ve köpeğin içeride kalma süresi yavaş yavaş arttırılmalıdır. Köpeği kafesin kapısı kapalı iken içerde kalmaya alıştırırken sahibi kafesin yanından ayrılmamalıdır. Köpeğin yaşı ne kadar küçükse, kafeste kalma süresi de ona göre az olmalıdır. Eğer 2 aylık kadar bir köpeğiniz varsa en fazla yarım saat kafeste bırakabilir ve zamanla bir saate kadar çıkarabilirsiniz. Önceleri her yarım saatte bir köpek dışarı çıkarılmalı ve tuvaletini yapmasına, oynamasına izin verilmelidir. Kafes gün içerisinde sahibinin devamlı görebileceği evin uygun bir yerinde olmalıdır. Örneğin mutfağa veya sık oturduğunuz bir odaya konabilir. Mutfak ve bu gibi bir odaya gün içinde sıklıkla gireceğiniz için köpeği kafes içinde izlemek rahat olacaktır. Kafesin geceleri sahibinin yattığı odaya alınması faydalıdır. Kafes içinde kalma sürelerine gecede uyulmalıdır. Fakat geceleri süreler daha uzun tutulabilir. Sabaha karşı erken uyanan köpek kafeste izlenmeli ufak seslerle mızmızlanmaya başladığı zaman kafesin yanına gidilmeli fakat hemen kapısı açılmamalıdır. Bir süre beklenmeli köpeğin sesini kestiği an kafes dışına alınmalıdır. İleride her ağladığı zaman kafesten alındığının farkına varan köpek bunu kafesten çıkmak için kullanabilir ve dışarı çıkmak istediğinde devamlı kafes içinde bağırabilir.
Yavru köpek kafesine alışıp kendi kendine girip çıkmaya başladıktan sonra kafesin kapısı artık kapanmayıp kafesin etrafı çevrilerek kafes de içinde olmak şartı ile köpeğe bir alan bırakılmalıdır. Bu alan içersine de kafese en uzak olan yere gazete kağıdı konmalı, kafese yakın yere ise köpeğin mama ve su kabı konmalıdır. Köpek bir müddet sonra gazete kağıdına kaka ve çişini yaparken kafesi sadece yatmak için kullanmaya başlıyacaktır. Bu yöntem özellikle köpeği fazla izleyemeyenler için daha iyi bir yol olacaktır. Eğer kafesi çevreleyecek çit gibi bir şey bulmazsanız evdeki küçük bir odayı da kullanabilirsiniz. Bu odaya yukarıda tarif ettiğim gibi kafesi yere sereceğiniz gazeteden uzak bir yere koymanız gerekir ki yavru yattığı yer ile tuvaletin yapılacğı yeri ayırt edebilsin. Oda da yerlerde halı, kilim gibi herhangi birşey olmamalıdır. Köpekler genelde tuvaletini yumuşak bir yere yapmak ihtiyacındadırlar. Onun için yerde gazeteden başka birşey olmazsa gidip onun üzerine yapmak isteyecektir. Yurtdışında evcilhayvan mağazalarında bu iş için çimlendirilmiş topraklar satılmaktadır. Bu çim tuvalet eğitimi için daha elverişlidir. Eğer imkanınız varsa sizde bulacağınız uygun bir kaba çim ekip kullanabilirsiniz......




KAFES EĞİTİMİNE ALTERNATİFLER

Kafesin mümkün olmadığı zamanlar başka alternatif metodlarda uygulanabilir. Bu durumda köpeğe kafes gibi içinde bulunduğu sürece rahat edeceği, içinde bulunmaktan hoşlanacağı kısıtlı bir alan hazırlanır. Bu kısıtlı alan kafes eğitiminde olduğu gibi bir işlev görecektir. Bu alanı evde yaratmak bir yerde sizin yaratıcılığınızada kalmıştır. Örneğin evde bulunan ve köpeğin üzerinden atlayıp geçemeyeceği büyüklükteki bavul ve çantalarla bu kısıtlı alanı yaratabilirsiniz. Köpeğin rahatca yatıp kalkabileceği, dönebileceği bir alan bırakacak şekilde bavulları duvarın kenarına bir dörtgen olacak şekilde yerleştirin. Altına aynı kafeste yaptığınız gibi rahat bir şeyler hazırlayın. Bu alanın bir köşesini sanki kapı gibi aralık bırakın. Bütün bu hazırlıklardan sonra uygulayacağınız işlemler yukarıda kafes metodunda anlattığımın aynısı olacaktır sadece kafes yerine bu hazırladığınız yeri kullanacaksınız.
Kafes eğitiminde bebekler(insanlar) için olan parklarıda kullanabilirsiniz. Yalnız burada dikkat etmeniz gereken parkın parmaklık aralarının fazla geniş olup köpeğin çıkmak için boynunu bu parmaklıklara kıstırmamasıdır. Ayrıca bu park ahşap ise ağacı kemirmemesine de dikkat edilmelidir. Bebek parklarının yapısında köpekler için yapılmış büyük üstü açık tel kafeslerde vardır bunlarıda kullanmak başka bir seçenek olabilir.
Bunlardan hiç birini yapmanız mümkün değilse mutfak veya banyo gibi bir yeride kafes niyetine kullanabilirsiniz. Bu iş için mutfak en uygunlarından biridir. Mutfağın veya banyonun bir kısmına yukarıda anlattığım gibi köpeğin rahatca yatacağı yumuşak bir yer hazırlayın bu yer mutfak veya banyonun bir köşesinde az gidilen bir yerde olursa ve önüde bir dolap veya yukarıda anlattığım gibi bir çanta vs. ile köpeğin geçmemesi için kapatılabilirse daha iyi olur. Köpek bu alanlara yukarıda kafes metodunda anlatıldığı şekilde alıştırılmalıdır. Bu gibi yerlerde köpeğin yattığı yere yakın bir gazete açılarak serilirse ve köpek tuvaletini yapacağı zaman alınıp bu gazetenin üzerine konulursa kısa zamanda tuvaletini buraya yapmasını öğrenir. Gazete köpeğin yattığı yere çok yakın olmamalı, bu nedenle tuvaletini yattığı yere yapıyormuş gibi algılamamalıdır.
Köpek kafeste veya sonradan hazırlanmış bu tür alanlarda geçirdiği süre içinde kendini oyalayabilmeli ve bu yerlere kendi isteğiyle, hoşlandığı için girmelidir. Bunu sağlamakda sizin sabrınız ve pozitif pekiştirme ile olabilir.....




CEZALANDIRMA
Ceza istenmeyen davranışı yok etmez. İstenmeyen davranışı; ödülün kaldırılması veya söndürme (extinction) dediğimiz davranışın pekiştirilmemesi sonucu yavaş yavaş unutulması ve yapılmaması yok eder. Ceza istenmeyen bir davranış için uygulandığı zaman geçici bir süre için o davranışı durdurur fakat uzun süreli bir etkisi yoktur. Köpek kısa sürede cezayı verenin yanında cezalandırıldığı davranışı yapmamayı öğrenip cezayı verenin yokluğunda aynı davranışı yapmaya devam etmeyi öğrenecektir. Tuvalet eğitiminde köpeğin evde yalnız olduğu zamanda tuvaletini yapmamasını istediğimizden ceza bu durumda eğitime bir yarar getirmeyecektir.
Sahibi köpeği eğitirken mümkün olduğu kadar köpeğine iyi adam olarak görünmelidir. Cezanın uygulanması bunu engelleyecektir. Tuvalet eğitiminde köpeğin tuvaletini istenilen yerlere yaptığı zaman yeteri kadar ödüllendirip bu davranışı pekiştirilerek, davranış bu alanlarda güçlendirildikten sonra ev içinde yasaklı yerde tam zamanında yakalanan köpek tuvaletini yapmadan engellenmelidir. Bu köpeğe ceza vererek yapılmamalıdır. Yani köpeğinize vurmayın, bağırmayın, azarlamayın sadece köpeğinizi eğer istemediğiniz bir yerde tuvletini yapmaya teşebbüs ederken gördüyseniz onu korkutmadan el çırparak veya köpeğin dikkatini çekecek bir ses çıkararak engellemeye çalışın eğer bunu başarmışsanız ve köpek tuvaletini yapmayı bırakmışsa hemen köpeği bu yerden alarak tuvletini yapması gereke yere götürünüz ve orada yaptığı zaman sevip ödüllendirin. Köpek tuvaletini yapmadan tam yaparken engellenmelidir. Bu zamanlamay çok dikkat edilmelidir. Tuvaletini yapacak köpek eğilerek, biraz da bacaklarını açarak pozisyon alır, tam bu pozisyonda daha tuvaletini yapmamışken engelleyebilirseniz başarılı olursunuz. Köpek tuvaletini yapmaya başladıktan sonra yapcaklarınız etkili olmaz bundan sonra köpeğe mudahale etmek gereksizdir.
tabiki arkadaşlar ben bukadar yazıyı değil bir günde bir haftada yazaman, burda yazılanlar eğitimde oldukça doğrudur bunları eklemeden önce bu yazıların tamamını okudum ve önce kendim teyit ettim, tamamen doğru bilgilerdir, ama eğitimde bir konuya çok az bir yer ayrılmış bir yazı oda şu, eğitimden önce köpeğinizle çok çok iyi ileşime geçiniz ve köpeğinizin karakterini çok iyi analiz ediniz, bu çok önemli bir konudur, çok iyi bir karakter anelizi ve çok iyi bir iletişim sonucu köpeğinizi çook üst düzeylerde eğitebilirsiniz.....

 

 

Köpek eğitimi, köpeğin insanla buluşup kaynaştığı günlerde başlamıştır. Köpek eğitiminin temel kaidesi insan- köpek ikilisinin psikolojik yönden anlaşmasıdır. Bu nedenle köpek eğiticisi, köpeğin anatomisini, fizyolojisini ve psikolojisini öğrenmeli ve eğitim uygulamalarını bu doğrultuda yapmalıdır.

 

Bütün köpekler ırk özelliklerinin gerektirdiği görevleri hiç eğitilmeden yaparlar. Örneğin bir çoban köpeği, eğitilmeden hayvanların korunmasını bilir. Av köpeği de aynı şekilde eğitilmeden, avın izini bulmakta ve çıkardığı seslerle onu izlemektedir. Yalnız ırk özelliği dışındaki görevleri yapabilmesi için köpeklerin özel bir eğitimden geçmesi gerekir.

Köpeklerden daha çok yararlanılmak amacıyla 1930 ‘lu yıllarda özel eğitim yöntemleri geliştirilmiştir. Özellikle askeri amaçla (bekçi, devriye, keşif ve benzeri gibi) hizmetlerde eğitilen köpekler Almanlar ve Ruslar tarafından birinci ve ikinci dünya savaşında kullanılmıştır. Amerika’da da 1942 yılında bu amaçla köpek eğitimi okulu açılmıştır.

Bugün bütün medeni ülkelerde askeri ve polisiye ve diğer amaçlarla köpek eğitim okulları mevcuttur.

Türklerde köpek eğitimi av köpeğinin eğitilmesiyle başlamıştır. Bunun dışında koyun sürülerini korumak amacıyla köpek eğittikleri bilinmektedir.

EĞİTİMDE ROL OYNAYAN FAKTÖRLER

Eğitimde insan ve köpek ilişkisinin rolü : İnsan ve hayvanın gerek eğitim gerekse sportif faaliyetlerdeki çalışmalardaki başarıları birbirleri ile kurdukları ruhsal ilişkiye bağlıdır. Köpek eğiticisinin herhangi bir köpeği eğitebilmesi için, çok iyi bir psikolojik yapıya sahip olması gerekir. Kendisi ile köpeğin en iyi şekilde nasıl uyum sağlayacağını anlamalı ve bu nokta üzerinde önemle durmalıdır. Köpekte de bazı özellikler bulunmalıdır. Örneğin, bir köpek bedenen ve psikolojik yönden sağlıklı olmalı ve normal bir zeka, dikkat ve cesarete sahip olmalıdır.

Eğitimde kalıtımın rolü : Her köpek ırk özelliklerini yavrularına kalıtsal olarak verir. Bir yavru köpek gelişme çağını tamamladıktan kısa bir süre sonra ana ve babadan gördüğü tüm hareketleri taklit eder.

Köpeğin özel yeteneklerinin rolü : Köpeklerin koku alma duyuları hiçbir canlı ile kıyas edemeyecek kadar gelişmiştir. Eğitimde köpeğin bu özelliğinin rolü büyüktür. Çünkü köpekler kokusunu aldığı bir canlıyı asla unutmazlar.

Her canlı kendine has bir vücut kokusu çıkarır ve bu koku parmak izi gibi her canlıda ayrı özellikler gösterir. Örneğin, hiçbir insanın kokusu diğer insanlarla en ufak bir benzerlik göstermez.

Koku alma duyusu çok gelişmiş olan köpek, herhangi bir yere saklanmış bir kişiye, ona ait bir eşyayı koklattıktan sonra geçtiği yerleri izleyerek onu ortaya çıkarır. Kangal köpeğinde koku alma duyusu çok iyi gelişmiştir. Bu sayede sürüye yaklaşan kurt veya başka bir zararlının (hırsız vs) kokusunu daha uzaktayken müdahale ederek sürüyü korur.

Eğitimde Eğitici Personelin Rolü : Köpek eğitimini yapacak kişinin en başta hayvanları sevmesi, sabırlı ve köpeklerden korkmayan, otoritesini hayvana kabul ettirebilecek birinin olması gereklidir. Eğitici köpeği sevmelidir. Köpeğin hareketlerinden, jestlerinden, bakışlarından veya ses tonundan ne istediğini anlamalı ve davranışlarını ona göre ayarlamalıdır. Köpek eğiticisi ani ve kesin kararlıdır. Bir emrin uygulanmasında nerede, ne zaman ve nasıl karar vereceğini mutlaka bilmelidir. Köpek eğiticisi korkak, çekingen ve tehlike karşısında görevi terk eden bir yapıda olmamalıdır. Aksine cesur, kararlı ve kendisi kadar köpeği de düşünen ve koruyan bir karaktere sahip olmalıdır.

Eğitici, karşısındaki canlının kendi düzeyinde bir beyin ve anlayış gücü olmadığını bilmeli ve onu eğitirken bir konuyu bir çok defa tekrarlamak zorunda kalacağını unutmamalıdır. Bu durumda asla sinirlenmemeli ve köpeğe kötü davranışlarda bulunmamalıdır. Köpek eğiticisi son derece sabırlı ve yüksek tahammül gücüne sahip olmalıdır.

KÖPEK EĞİTİMİNİN TEMEL KURALLARI

· Köpeğe komut verirken bununla ondan ne istendiğini anlayabileceği şekilde açıklanmalıdır. Köpek ile insan arasında bir iletişim eksikliği bulunmaktadır. Konuştuğumuz dil köpek için geçersizdir. Bu nedenle, verilen komutun ne anlama geldiğini işaret ederek , göstererek, yaptırarak ona anlatmalıyız.

· Komutlar; kısa, açık ve kesin olmalıdır. Daima klişeleşmiş biçim ve tonda verilmelidir. Köpekten istenen yaptırımlarla ilgili komutlar, genellikle tek heceli olmalı aynı zamanda aynı ses tonuyla söylenmelidir.

· Komutlar verilirken sesli emirler uygun bir hareketle desteklenmelidir.

· Komutların iyi bir şekilde öğrenilmesi için sürekli tekrarlar yapılmalıdır. Köpek bazen öğretilmek istenen yaptırımı kavramakta güçlük çeker.Bu gibi durumlarda usanmadan tekrarlamak ve istenen davranışı yapmasını beklemek gerekir. yaptırımdan vazgeçerek eğitimi bırakmak yanlış olur.

· Eğitim süreleri köpeğin ilgisini sürdürmesine göre belirlenmelidir.Bu süre genellikle 10-20 dakika arasında değişmektedir.

· Başarılı hareketlerinden sonra köpekler ödüllendirilmelidir.

· Eğitici köpeğin her başarılı davranışından sonra onu adıyla çağırarak ,sevgiyle okşarsa ,köpek istenileni yerine getirmek için daima büyük çaba gösterir.başarılı bir hareketten sonra köpeğin hoşlandığı etkinliklerde bulunmak,onunla oynamak,serbest bırakmak,dinlendirmekte birer ödüldür.

· Köpeğin hoşlanmayacağı her türlü davranış onun için bir cezadır.İstenmeyen yanlış bir davranış karşısında sertçe söylenen hayır sözcüğü ,köpeğe o davranışın yapılmaması gerektiğini anlatır.Sebebi ne olursa olsun köpek dövülmemelidir.

Köpek eğitiminde; köpeğin sahip olduğu yetenekler göz önüne alınarak ve köpeğin özelliklerine göre saptanması gerekir. Bu özellikler:

· Köpeğin bedensel özelliklerine

· Duyu ve algılamalarıyla ilgili yeteneklerini (görme, işitme, koku alma)

· Mizacı ile ilgili özelliklerine

· Zekası ile ilgili özelliklerine göre yapılmalıdır

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam51
Toplam Ziyaret128081
Gebe ve Laktasyondaki Köpeklerin Beslenmesi

Gebe ve Laktasyondaki Köpeklerin Beslenmesi

Gebe ve Laktasyondaki Köpeklerin Beslenmesi : Köpeklerde fötüs, uterus, plesanta ve memelerdeki en büyük gelişme toplam 9 hafta süren gebeliğin son üç haftasında meydana gelir. Gebeliğin ilk dört haftasında normal beslenmeye devam edilmeli, 5. Ve 60. Haftadan itibaren yiyecek yiyecek miktarı her hafta % 10 düzeyinde arttırılarak doğum esnasında % 50’ye kadar arttırılmalıdır. Fazla sayıda yavru taşıyan gebe Kangal köpeklerinde gebeliğin son 7-10 gününde iştahsızlık görülebilir. Bu durumda azar azar ve lezzetli yiyecekler vermek faydalı olabilir.Gebeliğin son üç haftalık döneminde uterusun büyümesiyle karın hacmi daraldığı için gebe köpekler günde üç kere beslenmelidir. Gebelik süresince enerji gereksinimi ortalama % 20 artar. Gebelik ve doğum sırasında taze karaciğer, haftada iki-üç defa 15-30 g miktarında verilerek;oldukça etkili bir takviye yapılabilir. Keza protein düzeyinin %2-4 oranında arttırılması yavrularında daha güçlü olmalarını sağlar. Anne köpek, doğumu izleyen birkaç gün yemek defekasyon ve işeme gereksinimleri dışında yavruların yanında olmayı ister. Laktasyon dönemi ortalama 6 haftadır. Kolostrum ( ağız sütü ) bir-üç gün salgılanır ve bunu giderek çoğalan normal süt izler. Süt salgısı 5.-6. Haftaya kadara artar, sonra azalır. Laktasyon döneminde normal bir süt verimi için ana optimum düzeyde beslenmelidir. Gıda alımı doğumdan sonra artarak, doğumdan 3-4 hafta sonra maksimuma ulaşır.

Ergin Köpeklerin Beslenmesi : Ergin Kangal köpekleri günde bir defa hep aynı saatlerde beslenmelidir. Orta boy bir köpek için yaklaşık 2 kg’lık bir diyet düzenlenir. Böyle bir diyetin yaklaşık 1/3 ‘ü et, 1/3 ü tahıl ve sebze karışımı 1/3’ü de su şeklindedir. Diyetin miktarı hayvanın canlı ağırlığına, kondisyonuna ve yaptığı işe göre ayarlanmalıdır. Örneğin köpek zayıf ise yada fazla çalışıyorsa ilave olarak bir miktar süt, 1 yumurta, bir miktar sebze veya tahıl verilmelidir. Ergin köpeklerde halk arasında yal denilen arpa ununun sıcak su ile hamur haline getirilmesiyle elde edilen mamülden günde 2 kg kadar verilir. Buna ilaveten günde 25 gr. Et, haftada 3 kere haşlanmış ve fazla sert olmayan kemik verilir.

Köpekler için karma örnekleri

Malzeme Cinsi1. Karma2.Karma
Mısır Unu3535
Buğday Kepeği1217
Et-Kemik Unu1510
Balık Unu1222
Süt Tozu1014
Kemik Unu14-
Tuz11

 

 

Bu karmalar özellikle toplu köpek yetiştirilen işletmeler için uygun, ucuz karmalardır. Bunlardan günde bir öğünde

Köpek AğırlığıBir Öğünde verilecek Miktar
10 Kg ağırlıkta bir köpek için750 gr
15 Kg ağırlıkta bir köpek için1000 gr
20 Kg ağırlıkta bir köpek için1200 gr
30 Kg ağırlıkta bir köpek için2000 gr
40 Kg ağırlıkta bir köpek için2500 gr

 

miktarlarında et suyu, sebze suyu veya süt gibi sıvılarla ıslatılarak verilir. Buna ilaveten hayvanların önüne haşlanmış sebzeler konur. 1. Karmanın gebe ve laktasyondaki dişilere ve sütten yeni kesilen yavrulara verilmesi tavsiye edilmektedir.

Rasyon hazırlanırken dikkat edilecek en önemli nokta, unu ince un halinde öğütülmesidir. Çünkü iri taneli unlar köpekler tarafından öğütülememektedir.

DERİ HASTALIKLARI

Deri Hastalıklari

Evcil hayvanlarda görülen deri hastalıkları, genelde hayvan yıkama merakından kaynaklanabilir.  Örneğin kediler kendilerini temizleyebilirler, ancak buna rağmen yıkanacak olursa,  özel bir koruyucu tabakayla kaplı olan deri. yanlış kullanılan detarjen, sabun ya da şampuan nedeniyle bu özelliğini kaybeder, kendine has direnci kaybolur ya da tahriş olur. Dolayısıyla mantar hastakıkları, egzama, deri iltihaplanması ve tüy dökülmesine yol açar.  Sokağa çıkan hayvanlardaysa, ayak derilerinde görülen benzin, mazot, boya gibiçeşitli kimyasal maddeler ya da yanmayla tahriş olan dokularda deformasyon ve iltihabik yaralara sıkça rastlanır.  Köpekler bu konuda kedilere göre daha şanssızdır. Deri hastalıklarında daha çok ısırma ve tırmık nedeniyle ortaya çıkan yaralanmalar ve baş. çene, çene altı bölgelerinde, ayaklarda ısırmaya bağlı apselerin oluşması, doğaldır. Belirtileri giderek büyüyen şişlik, iştahsızlık ve halsizliktirBu gibi durumlarda ne tür bir tedavi gerekmektedir. Apse kendiliğinden patlar ya da hekim tarafından açılarak temizlenir, ancak her iki durumda da antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. Sokaklarda bazen hayvanları daha çok arka ayaklarıyla kulak çevrelerini kaşırken görürüz. Doğal olarak yapılan kaşınmalar eşbette belli başlı nedenlerden de olabilir. Sokak hayvanlarında sık görüle deri hastalıklarından biri de, kulak uyuzudur. Hayvan sürekli kaşındığı için kulak çevresinde yaralar oluşur. Öncelikleuyuz tedavi edildikten sonra kulak ve çevresindeki yaralar iyileştirilmelidir. Aksi takdirde tadavi amacına ulaşamaz. Biraz da toprakta bulunan pire, kene ve uyuz etkenlerinin yol açtığı deri hastalıklarından söz edelim. Toprakta bulunan pire, kene ve uyuz etkenleri gibi canlılar, kışın genelde kış uykusuna yatarlar. Havaların ısınmasıyla da konakçı olarak yaşayabilecekleri ortamlar arayıp, doğada yaşayan hayvanları bulurlar. Kene kancalarıyla, pire delici organıyla kan almaya çalışırlar. Uyuz etkenleri ise deri ve deri katmanlarında yerleşerek kan emmeye devam eder. Pire ve keneyi teşhis etmek kolaydır. Uyuz etkenini saptamak, mikroskobik canlılar olması nedeniyle o kadar kolay değildir. Şüphe edilen bölgeden alınan kazıntının mikroskop altında incelenmesiyle türü saptanır. Sarkoptes, Demodeks uyuzları sıklıkla görülen uyuz etkenleridir. İnsanlara bulaşma olanığı oldukça yüksektir. En belirgin özelliği kaşıntı, deride kalınlaşma ve sedef förüntüsüdür. Ayağıyla topraktan aldığı mantar ve bakteri etkenlerini uyuzla deriye bulaştırdıklarında karmaşık bir hastalık ortaya çıkar. Tedavi süresince öncelikle hayvanın vücudunu kaşıması engellenir. Lokal ve genel ilaç uygulamalarıyla uyuzun tedavisi eskiye göre daha kolaydır. Bu tedavi sonunda vücutta bir tek uyuz etkeni bile kalmamalıdır. Tedavi sırasında sürekli olarak, vücuttan alınan deri kazıntılarının mikroskobik incelemesi yapılmalıdır. Uyuz tedavisi mümkün olmayan bir hastalık kesinlikle değildir. Uyuz hastalığının hiçbir aşamasında tedavisimümkün değil diyerek hayvanı uyutma yöntemine başvurulmaz. Uyuz etkeni tesbit edilir, teşhis konursa tedavisi kolaydır. Tedavisinin mümkün olmadığı ileri sürülüp hayvanı uyutma yöntemine gitmek kolaycılıktır. İnsanlarda olduğu kadar hayvanlarda da rastlanan önemli bir diğer deri hastalığı da Egzama dır.  Egzama hastalığının üç türü vardır. aşırı proteinle beslenme(proteinemi)nedeniyle ortaya çıkan egzama, vitamin yetmezliğinden kaynaklanan egzama ya da alejik egzama. Proteinemi ve alrjik türdeki egzamalar birbirine bağlı olarak görülebilir. Yani aşaırı protein alımı nedeniyle karaciğer hassaslaşır ve alejik bir durum oluşur. Tek yönlü beslenme nasıl insanlar için zararlıysaihayvanlar içinde zararlıdır. Karaciğerde depolanan aşırı miktardaki protein deride lökalize olamsından ötürü,  hayvanda ergenlik sivilcelerine benzer küçük noktacıklar oluşur. Hayvanın kaşınması sonucu patlayan bu noktacıklar tüylere yapışır. kokulu ve aşırıkaşıntı veren bir hal olur. Tedavi için o bölgenin tüyleri iyice traş edilip temizlendikten sonra lokal ilaç uygulanır. ancak veretiner hekime danışmadan ilaç kullanılması sakıncalıdır. Çünkü kaşıntı nedeninin saptanması ve ona göre bir tedavinin uygulanması gerekmektedir. Eğer neden egzama ise kortizon tedavisi uygulanır. Uyuzdaysa kortizon kullanılmaz, kullanıldığı takdirde uyuz etkenini besleyici bir özelliğe sahip olduğundan hastalık tehlikeli boyutlarda ilerleyebilir.  Kimyasal maddeler,  boya, tiner, kostik maddelerden tutun da ciklete (yapıştığı yere hava aldırmaz) sentetik halılar, yanlış kullanılan kozmetik ürünlere kadar her şey egzamaya neden olabilir. Sokakta yaşayan ya da sokağa çıkan en hayvanlarında görülen alrji nedenleri araştırılırken doğada bulunan bitki örtüsü de göz önünde bulundurulmalı. Örneğin kiraz ve erik ağaçlarının salgıladığı balzam ve çam ağıcının reçinesi hayvanlarda alerjiye neden olabilir. Vitamin eksikliğinden kaynaklanan deri hastalıkları da vardır. A, D ve H vitaminlerinin eksikliğinden kaynaklanan tüy dökülmelerinde kaşıntıya rastlanmaz. Derinin tüy tutma özelliği kaybolur, ve normalden fazla seyrekleşme olur. Bu gibi durumlar hastalık belirtisidir. ancak tüy dökmesinin başka nedenleri de olabilir. Kısırlaştırılmış hayvanlarda hormon yetersizliğine bağlı tüy dökülmeleri görülür. Dişide östrojen, erkekte testeron hormonunun azlığı tüy dökülmesine sebep olur. Dişilerde tüm vücutta tüy seyrekleşmesine rastlanırken, erkekler çırılçıplak kalbilirler. Tedavisinde , eksik olan hormonun çok düşük dozlarda verilmesi gerekir. Ayrıca Stafilokokus Epidermitis denilen bakteriler, deri iltihaplanmalarına neden olur. Egzamayla birlikte mikrobik deri hastalıkları görülür. Halk arasında köpek tüylerinin kiste neden olduğu kanısı yaygındır. aslında tüyün kemdisi kist yapmaz. Tüylerin üzerindeki parazit, yumurta ve proteinleri alrji yapar. Bundan dolayıdır ki,  kist aşısı olmuş köpeklerden çekinmek yersizdir. Uzun tüylü köpekler tüm sene boyunca tüy dökerler. bir hayvan sahibinin hayvanını taraması, fırçalaması onu beslemekten daha önemli bir görevidir. Kısa tüylü hayvanlar belli mevsimlerde tüy dökerler ve daha çok yattıkalrı yerlere tüylerini bırakırlar. Kısa tüylü hayvanları ince dişli bir fırçayla taramak ve pamuklu olmayan hafif nemli bir bezle tımar yapmak gerekir.  Taramanın hayvan vücuduna 3 yararı vardır. Öncelikle hayvanın vücudunda var olan pire ve kenelerin tarağa takılması ile bunların varlığı saptanır. Ayrıca vücuttan atılacak tüylerin tarak ve fırça yardımıyla toplanmasına yardımcı olur. Tüy dipleri ve deriye dolaylı olarak yapılan masajla sinirlerin uyarılması ve daha sağlıklı tüylerin çıkmasına neden olur.  İlkbaharın bittiği yazın başladığı anlarda palto değişikliği kaçınılmazdır. Özellikle bu aylarda daha sık ve düzenli taramalar, tüylerin etrafa yayılmasını ,  alerji ve parazitlerin bulaşmasını engeller.