• sivastan satılık saf kangal yavruları sivastan tescilli kangalın tek adresi merkez kangal üretimçiftligi
    • kangal yavrusu alırken belgelerini isteyiniz
    • sivastan belgeli tescilli kangal
    • sivastan satılık saf kangal yavruları
Üyelik Girişi
Site Menüsü
Site Haritası
Takvim
google

kangal dövüşleri

 
Köpek Seçimi sağlığı ve bakımı  
Yavru Seçimi, İlaçlama, Bakımları, Parazitler, Hastalıklar 
Yavruluktan erişkinliğe her büyüyen köpek yaşına uygun bakıma gereksinim duyar. Yavru köpeklerde görülen hastalıklar çok yaygın olmasa da hala birer risktir. Pek çoğu doğru tedaviyle bertaraf edilirken bazıları operasyon vs gerektirir. Yavrunun Seçimi Yavruyu seçerken anne ve babasının sağlıklı ve yavrularına geçerecek genetik hastalıklardan uzak olduklarından emin olunmalıdır. Aklınızda belirli bir ırk var ise o ırka has genetik hastalıklar hakkında bilgi sahibi olmanızda fayda vardır. Yavruyu çok erken yaşta aldıysanız bazı hastalıklara yakalanıp yakalanmayacağını doğal olarak anlayamayabilirsiniz; fakat, örneğin, kuyruğu kesilen bir ırk ise kesilmemesine karar vermek size kalmış bir şeydir. Canlı, aktif ve sağlıklı görünen bir yavruyu seçmeye çalışın. Çeneleri doğru kapanan, karnı parazit belirtisi olacağından şişkin olmayan ya da başka bir anormallik belirtisi göstermeyen bir yavru olmalıdır. Yavruyu aldığınız andan itibaren sigortalanmış olacak olursa işler yolunda gitmediğinde bundan faydalanabilirsiniz. Yavruyu aldıktan bir kaç gün sonra veteriner hekiminize göstermenizde fayda vardır. Böylece tavşan dudak, yarıkdamak ve hernais gibi problemler ile boşaltım sistemindeki olası bir anormallik önceden farkedilebilir. Kalp, iskelet, körlük ya da sağırlık gibi bazı problemler ise sadece yavru daha hareketlendiğinde tespit edilir. Eve Geliş Yavru eve geldiğinde bir süre üreticisinde beslendiği mama ile beslenmeye devam etmesinde fayda vardır. İlk bir kaç günden sonra onu başka bir mama ile beslemek isterseniz günde üç ya da dört öğün halinde sindirilebilirliği yüksek bir yavru maması ile besleyin.  Köpekler ani besinsel değişikliklerden etkilenebileceklerinden yeni ve eski mamayı bir kaç gün karıştırarak verirseniz sindirim problemlerini önleyebilirsiniz. Mama aniden değiştirilecek olursa çoğu köpek ishal olacağından, bu da yavru köpeklerde ani su kaybına neden olabilir. İshal başladığında veteriner hekimin de tavsiyesiyle tavuk ya da kuzu - pirinç formüllü bir mamaya geçmekte fayda vardır. Köpeğin boyutuna bağlı olarak genellikle altı-dokuz aya geldiğinde "junior" mamalara geçilmesi ve öğünlerin günde ikiye düşürülmesi gereklidir. Irkın boyutuna ve mamanın markasına göre erişkin köpek mamasıyla besleme yapılmaya ve günde tek öğüne düşürmeye yavru 12-18 aylık oluncaya kadar geçilmemelidir.  Zinde Tutmak Dışarda egzersiz fırsatı hastalık kapabileceğinden yavrunun tüm aşıları tamamlanmadan sağlanmamalıdır. Bu hastalıkların ana belirtileri kusma, ishal ve halsizlikdir ve acil veteriner hekim müdahalesi gerektirir. Şiddetli gastro-intestinal sorunlara yol açan bir diğer durum ise bağırsak parazitleridir. Unutulmamalıdır ki her yavru annelerinden aldıkları bu parazitlerle doğar ve kesinlikle müdahele gerektirir. Anormal bağırsak hareketleri bağırsakların birbirinin içine geçmesi anlamına gelen intussusception 'a neden olabilir. Bu durum hayati tehlike taşır ve cerrahi müdahele gerektirir. Belirtisi kronik ishal, kusma ve kendinden geçmedir. Bazı vakalarda birbirine geçen bağırsak bölümleri dışardan ağrılı şişlikler olarak dışardan hissedilebilir. Acil veteriner hekim müdahalesi şarttır. Ani kusma, ishal ve kendinen geçme yavru yabancı bir cisim yuttuğu zamanlarda da gerçekleşebilir. Çoğu durumda bu cisimler (oyuncak parçaları, taş ve tahta parçaları vs) cerrahi mücadele ile çıkarılır. Yavru köpeğin küçük ve yutulabilecek cisimler yerine kendisi için alınmış iri kemirme oyuncaklarıyla vs oynamasına teşvik edilmelidir. Bu oyuncaklar parçalanacak oldursa hemen atılıp yerine yenisi alınmalıdır. Eğitimin bir parçası olarak yavrulara kendi oyuncakları ile oynarken ev eşyalarını rahat bırakmaları öğretilmelidir. Yavrular ilk aylarda erişkin olduklarından çok daha fazla şey öğrendiklerinden tuvaleti, otur, gel gibi komutlar erken aylarda öğretilmeye başlanmalıdır. Bu komutlar oyun içinde yavru sıkılmadan ve gereksiz ceza ile cesareti kırılmadan sabırla yapılmalıdır. Kaza Geliyorum Demez İyi bir eğitim riski azaltsa da yavrular inanılmaz derecede kazalara neden olmaya eğilimlidir. Meraktan yememeleri ve çiğnememeleri gereken şeyleri keşfetmeye kalkmalarının yanı sıra merdivenler, pencere ya da arabadan da düşebilirler. İyi eğitimin bir parçası olarak köpeğin çevresinde ona zarar verebilecek zehirli vs hiç bir şeyin olmamasına ve üzerine devirip, içinde kapalı kalacağı bir ortamda olmaması önemlidir. Kaza durumunda yavru incinmemiş görünmesine rağmen veteriner hekiminize bir göstermenizde fayda vardır. Genç Yavru Yavru büyümeye başladığında nadir de olsa doğuştan kaynaklanan hastalıklar kendini belli edebilir. Dikkat etmeniz gereken belirtiler kusma, ishal, aşırı su içimi, idrar tutamama, halsizlik ve kendinden geçmedir. Aşırı su içme sistit nedenli olabilmesine rağmen böbrek hastalığı başlangıcına da işaret edebilir. İdrar tutamama da aşırı su içimine neden olabilir. Bu, idrar yollarındaki ectopik ureter gibi bir durumdan kaynaklanabilir. Genellikle cerrahi müdaheleye iyi yanıt vermektedir. Kronik ishal, besin hiperaktivitesi ya da alerjiler veya enzim eksikliğinden kaynaklanabilir. Allerjiler için özel formüle edilmiş mamalar allerji ve hiperaktivitenin önüne geçebilirken enzim eksikliği düzenli tedavi gerektirebilir. Ösefagel duvarının yiyecekleri yutulması için aşağı itmemesi anlamına gelen megaoesophagus gibi ösafagus anormallikleri sık sık kusmaya neden olabilir. Pilorik spazmlar ya da stenosiz, normal yiyecek hareketini kısıtlayan miğde tabanındaki kasdaki anormallikten kaynaklanabilir. Kalp Problemleri Kalp problemleri kusmaya neden olurken yavrularda da gözlenebilir. Kalp kapakçıklarında olabilecek bir problem yavruların halisizleşmesine neden olur. Bu durumlarda hayat boyu tedavi ve kontrol gerekebilir. -------- Büyüme ve gelişme döneminde yavrularda görülebiecek diğer hastalıklar ise özellikle çene ve kasıklarda çıkabilecek akme denen sivilcemsi çıkıntılardır. Genellikle antibiyotik tedavisi ve antiseptik banyolarla akmelerden kurtulunabilinir. Tıpkı genç insanlarda olduğu gibi köpek yavruları da bu yaşlarda sivilce vs çıkarmaya meyillidir. Genç köpeklerde bazı iskelet problemleri de nüksedebilir. OCD (anormal kıkırdak ve kemik gelişimi) ile kalça çıkığı nedeniyle gerçekleşen topallama ana belirtidir. Bu hastalıkların gelişme şansı kalıtsal olsa da şiddeti beslenme, büyüme hızının kontrolü ve bazı ırkların egzersizinde sınırlama getirerek kontrol altına alınabilir. Bu hastalıklardan etkilenen köpekler genellikle çok hızlı büyütülmüş, şişman ve kontrolsüz ve aşırı egzersiz yaptırılmıştır. Cerrahi müdahale gerekebilir. Allerjik deri problemleri geliştirme riski de ayrıca kalıtsal olabilir. Ayrıca pire gibi çevresel faktörler de büyük rol oynar. Diğer belirtiler döküntülü, kızarık ve şiddetli kaşıntı deridir. Bu köpeklerin bazılarının dietleri değiştirilerek durumlarının düzelmesi sağlanırken ne yazık ki bazıları ömür boyu tedavi görmesi gerekir. Erkek köpeklerde testislerin en geç dokuz ay içinde torbalarına düşmüş olması gerekir. Bu yaşa kadar torbaya düşmediyse muhtemelen vücut içinde kalmış demektir. İçerde kalan testis kanser riskini arttıracağından alınması gerekir. Yavru köpeklerin mükemmel bir şekilde sağlıklı olmalarını umsak da kalıtsal ve sonradan edinilen bazı hastalıklara yakalanabilecekleri gerçeğini bilmek zorundayız. Belirtilerin bilinmesi hastalıkların iyileşmesinde büyük önem taşır. Yavru İçin Rutin Sağlık Kontrolü Parazit Tedavisi: Altı aylık oluncaya kadar en az ayda bir. Daha sonra yılda dört defa. Veteriner hekiminizin tavsiye edeceği etkili bir ilaç kullanın. Aşılar: Distemper, hepatitis, parvovirus, parainfluenza virüsü ve leptospirozize karşı aşılar yapıldıktan sonra yeterli bağışıklığın oluşması için diğer köpeklerle bir araya getirmeden önce 7-14 gün bekleyin. Pire: Veteriner hekiminizden etkili bir ilaç alarak düzenli olarak yavruyu ve evinizi ilaçlayın. Kulak miteları: Çoğu yavrunun kulağında kaşıntı ve kahverengi mumsu bir akıntıya neden olan mitelar bulunur. Veteriner hekiminizin tavsiye ettiği etkili bişr ürün kullanın.


Aşılar  
Aşılar Aşı Nasıl Çalışır? Aşının nasıl çalıştığına dair teori karmaşık olsa da basit anlamda şöyledir: Aşı yaptığımızda aslında köpeğimize bağışıklık sistemini stimule eden enfeksiyöz bir organizma (bakteri ya da virüs) verilir. Köpeğin aşıdaki küçük antijenlerle (organizmanın yüzeyindeki proteinler) birleşmesi için vücudu, kanında sirküle olan bağışıklık sistemi tarafından oluşturulmuş proteinler olan antikor üretir. Bu antikorlar ne yapar? Karşılaştıkları her eş entijenle birleşirler. Milyonlarca antikor bakteri ya da virüslerin yüzeyinde bulunan antikorlarla birleştiğinde bu organizmalar inaktif hale dönüşür ve hastalık yapamaz hale gelir. Aşı işte hastalıkları böyle engeller. Burada anahtar kelime engellemektir. Çoğu aşı sadece hastalık bulaşmadan önce çalışır. Aşı Ne Zaman Yapılmalı? Aşılama zamanı annenin sağladığı bağışıklık sisteminin etksinin ne kadar sürdüğüne bağlıdır. Niçin? Çünkü annenin sağladığı antikorlar belirli bir hastalıkla birleşip onu nötralize eder. Bu da aşının yavru köpeğin kendi bağışıklık sistemi nedeniyle yeni bir bağışıklık koruması sağlayamadığı anlamına gelir. Aşının gerçekten çalışmasını ummadan önce annenin sağladığı bağışıklık sisteminin sona ermesini beklemek zorundayız. Her annenin sağladığı bağışıklık sistemi farklı sürelerdedir. Bu süre yavrudan yavruya değişiklik göstercektir. Çoğu bu döneme ait antikorlar iki ile yirmi hafta sürece etkilidir. Yavruların % 30'unda annenin sağladığı antikorları yavru dokuz ile on haftalık olduğunda etkisini kaybederler. Annenin sağladığı bağışıklık sisteminin % 90'ı yavrular onaltı haftalık olduğunda sona erer. Ana aşılama programı prensipleri aşağıda verilmiştir.
  • Yavru yetim ise aşılamaya iki ile dört haftalıkken başlayın.
  • Aşılamaya yavru sekiz haftalık olmada önce başladıysanız bunu geçici olarak görün ve sekizinci haftada aşılara tekrar başlayın.
  • Veteriner hekiminize danışarak bölgenizdeki endemik hastalıklar için öncelikle aşılama yapın.
  • Yavru diğer köpeklerle yakın kontak içindeyse aşılama sekiz haftalıkken bekletilmeden başlatılmalıdır.
  • DHLP-P aşısı yavru onaltı haftaya erişinceye kadar her üç dört haftada bir tekrarlanmalıdır.
  • Nadir de olsa bazı yavrular aşıya allerjik reaksiyon gösterebileceğinden aşıdan sonra 20 dakikak kadar yavruyu yakından gözlemleyin.


Dış Parazitler  
Dış Parazitler Dış parazitler hayvanın üzerinde ya da derisinin içinde yaşar. Bazılarını görebilirsiniz bazılarını ise göremezseniz. Bazıları evinize girip üremek için orada yaşarken bazıları tamamen köpeğinizin üzerinde ömrünü geçirir. Hiç birinin kanadı yoktur yani uçamaz.

kulak miteleri --------------- Lice (pediculosis)
uyuz miteleri------------------------------------------ pireler kene
  Uyuz Mite'ları Kulak mite'larına benzeseler de uyuz mite'ları kulak kanalı hariç köpeğin her yerinde yaşar. Burada bahsedeceğimiz mite'ların hepsi pek çok açıdan benzerdir. Üçü de uyuza neden olur; deri içinde ya da üzerinde yaşar; yoğun kaşıntı ve deri hastalıklarına yol açar ve yine üçünün de aynı şekilde tanısı konur. Farklı olan hastalığın seyri, şiddeti, tedavisi ve insanlara olan etkileridir.
Kene Keneler küçük, kanatsız ve normalde dışarda yaşayan böceklerdir. Boyutları gelincik tohumundan büyük bir üzüm büyüklüğüne kadar değişiklik gösterbilir. Üstünde bulundakları canlının kanını emen gerçek parazitlerdir. İki tiptedirler: sert ve yumuşak. Köpeklerde bulunanlar serttir. Bu, vücutlarını koruyan ve scutum denen zırhları var anlamına gelir. Bir kenenin yaşam siklüsü dört aşamdan oluşur: Yumurta: Binlerce yumurtadan oluşan bir kese halinde yumurtlanırlar. Bu köpeğin üzerinde değil dışarda doğada gerçekleşir. Bir kaç hafta sonra yumurtalardan larvalar çıkar. Larvalar hemn beslenmek için sıcak kanlı hayvan aramaya başlar. Larva: Bir kaç gün beslendikten sonra toprağa düşerek üçüncü evresine geçer. Bu aşamda larvalar hastalık taşımazlar. Nymph: Erişkin olmadan önceki evresidir. Yine sacaık kanlı canlıların kanyla beslenirler. Bir hafta kadar beslendikten sonra değişim için tekrar toprağa düşerler. Bu işlem aylar alabilir. Erişkin: Görüldüğü gibi erişkin olabilmesi için bir kene aylar alan üç aşamalı bir gelişme ve üç ayrı ev sahibine gerek duymaktadır. Erişkin keneler yaklaşık iki yıl yaşar. Lyme ve Rocky-Mountain spotted fever (sadece Amerikada görülür) gibi hastalıklar taşır. Keneler nemli ve gölgelik yerleri sevdiklerinden güneşli kırlar ve kuru alanlar onlara göre değildir. Ağaçlık, otluk ve sık çalılık yerlerde bolca bulunabilirler. Doğal tırmanızı oldularından çoğu köpeğin vücuduna tırmandıktan sonra yüze kadar ulaşırlar. Uygun bir yere yerleştiklerinde kan emmek için balık oltası gibi çeneleriyle deriye tutunurlar. Kenelerin çıkarılması bu nedenle güçtür. Kenenin Çıkarılması Göze yakın bir bölgede değilse üzerine alkol sürerek aksi takdirde mineral yağı sürerek bu başırlabilir. Alkollü pamuğu otuz ile altmış saniye kenenin üzerinde tutulduktan sonra kene çenelerini gevşetmeye başlar. Böylece ani bir bükerek çekme ile keneyi deriden uzaklaştırabilirsiniz. Bazen çeneleri içerde kalabilir ve genellikle deri bunu dışarı atar. Yine de bir cımbızla dışarı çekmek daha faydalıdır. Yaygın inanışın tersine içerde kalan bu kısımdan yeni bir kene çıkmaz. Kene çıkarıldıktan sonra ısırığının bulunduğu yere antiseptik ya da antibiyotik bir merhem sürebilirsiniz. Kenenin elinizde patlamamasına özen gösterin. Önlem:
  • Vahşi hayvanların olduğunu bildiğiniz ormanlık alanlardan uzak durabilirsiniz.
  • Keneleri uzak tutan ilaçlar kullanabilirsiniz.
  • Açık renk giysiler giyerek üzerinize tırmanan keneleri hemen tespit edebilirsiniz. Her gezintiden sonra kendinizi ve köpeğinizi kontrol edin.
Pire Bilimsel adı Ctenocephalides 'dir. Çıplak gözle görülebilirler. Kahverengimsi kırmızı böceklerdir. Köpeğin üzerinde değilken 1.5 mt yükseğe zıplayabilirler. Köpeğiniz kolaylıkla parklardan ya da üzerinde pire olan diğer kedi ve köpeklerden bu böcekleri alabilir. Otuz günlük yaşan siklüsleri içinde dört evreden geçerler: yumurta, larva, pupa ve erişkin. Yumurta: Oval ve beyaz renktedirler. Büyüteçle görülmeleri mümkündür. Tek bir dişi ömrü boyunca yüzlerce yumurta yumurtlayabilir. Çoğu köpeğin üzerinde yumurtlar , sonra da yumurtalar evin içine özellikle de köpeğin uyuduğu yerlere düşer. Doğru ısı ve nem ortamında yumurtalar bir kaç hafta sonra çatlar. Larva: Büyüteçle küçük solucana benzeyen bu canlılar görülebilir. Köpeğin yatağı, halının içi ya da mobilyaların altında karanlık yerlerde bulunurlar. Pupa: Erişkin olmadan önceki son evredir. Haftalar ya da aylar alabilir. Yerin sarsılması kozaların çatlamasına neden olabilir. Bu nedenle kapı kapatmaları ya da evde yürümeler dahi kozaların çatlamasına ve yüzlerce aç erişkin pirenin etrafa yayılmasına neden olabilir. Erişkin: Köpeğin üzerinde çıplak gözle görülebilirler. Isırıp kan emerler. Sıcak kanlı vücut arayan ısıya duyarlı misiller gibidirler. Siyah kara biber benzeri dışkıları pet sahiplerince fark edilebilir. Erişkin pirelerin salyası bazı köpeklerde tüy kaybı, aşırı kaşıntı ve sekonder bakteryel enfeksiyonlara neden olabilir. Buna Pire Allerjisi Dermatiti (FAD) denir. Görüldüğü gibi erişkin pireler kısa sürede oldukça fazla miktarlarda üreyebilirler. Birkaç erişkin bir ay içinde binlerce üreyebilir. Köpeğiniz, eviniz ve bazen aileniz de pirelerden etkilenebilir. Köpeğinizin üzerinde genellikle kuyruk diplerinde, bacak aralarında, karında ve baldır içlerinde bulunurlar. Diğer bölgelere de geçseler de oralarda pek uzun kalmazlar. İnsanlarda en sık pire ısırığına uğrayan bölge ayak bilekleridir. Sadece kaşıntıya ve allerjiye neden olmalarının yanı sıra hastalık da taşıyabilirler. Köpek piresişeridi taşır. Bundan dolayı pireye karşı mücadele ederken köpeğiniz şeritlere karşı da test edilmelidir. Pireyle mücadele iki aşamda yapılır: köpeğin ve çevresinin ilaçlanması. Köpeğin İlaçlanması: Köpek sahiplerinin köpeklerinin üzerinde pire gördükleri anda ilk yaptıkları şey köpeği pire şampuanı ile yıkamaktır. Bu erişkinleri öldürse de eve dağılmış binlerce yumurta ve larvaları etkilemez ve köpek henüz kururken yumurtadan çıkanlara karşı bir engel oluşturmaz. Çoğu ürünün üzerinde minimum yaş sınırı yazar. Genellikle etken madde ne kadar güçlüyse yavrunun da o kadar büyük olması gerekir. Piyasada pek çok ürün olduğundan etken maddelerine göre bir açıklama yapmak daha uygun olacaktır. Yüksek aktiviteli içerik: Carbamates (carbaryl),organophosphates (chlorpyrifos, cythioates, dichlorvos, fenvalerate, fenthion, methylcarbamate, butoxypropylene, piperonyl butoxide, malathion) ve rotenone.
  • Onaltı haftalık yavrularda kullanılmamalı ve daha büyük olanlarda da dikkat edilmelidir.
  • Aşırı salya üretimi, göz bebeklerinde büyüme, adele seyirmesi, kusma ve ishal gibi toksik yan etkiler ölümcül olabilir.
  • Yan etkiler veteriner hekimce hemen tedavi edilmeldiir.
  • Çok etkilidirler.
  • Sadece erişkinleri öldürüler (chlorpyrifos larvaları da öldürür).
Orta aktiviteli içerik: Pyrethrin, microencapsule pyrethrin, allethrin, pyrethroids ve permethrin karışımı
  • Sekiz haftanın altındaki yavrularda belirli tedbirlerle verilebilir.
  • Petin üzerinden yıkanıp alındığında ortadan kalkan hafif yan etkileri vardır.
  • Oldukça etkilidirler ve genel olarak organophosphates, carbamates ya da rotenone'den daha güvenlidirler.
  • Bazı böcekler direnç gösterebilir.
  • Parlak ışığın altında instabilite nedeiyle sık uygulama gerekli olabilir.
  • Sadece erişkinleri öldürüler.
Az aktiviteli içerikler: Portakal kabuğu türevleri (D-limonene, linalool)
  • Altı haftalık yavrularda bile kullanılabilir.
  • Hafiftirler ve yan etkileri pek yoktur.
  • Etkiliği orta derecedir. Öldürmesi için pire ile uzun süreli kontakt gerekir.
  • Pirenin direnci daha fazladır.
  • Sadece erişkinleri öldürür.
Pire üreme sınırlayıcılar: Methoprene, fenoxycarp
  • Pire yaşam siklüsünün normal gelişimini engellerler. Çoğu dişi, köpeğin üzerine yumurtlar ve yumurtalar bu maddelere temas ederse gelişimleri durur.
  • Sekiz haftalık genç yavrular için bile güvenlidirler.
  • Oldukça güvenlidir ve dünya çapında içme sularına karıştırılarak sivrisinek popülasyonunun kontrolünde kullanılmaktadır.
  • Erişkin pireleri öldüren diğer ilaçlarla oldukça etkili bir şekilde kullanılmaktadırlar.
  • Pirelerin direnciyle karşılaşılmaz.
Ev Formülleri: Arpa mayası, sarımsak, mentol, okaliptüs, citronella, bitkisel özler
  • Bu ürünler öldürmekten çok uzak tutarlar.
  • Çalıştıklarına dair bilimsel kanıtlar olmasa da çoğu insan çalıştığına yemin etmektedir.
  • Toksikite yoktur.
  • Altı haftalık yavrularda bile kullanılabilir.
Tüm bu etken maddeler çeşitli ürünler içinde pazarlanır. Bunlar: Şampuan: Kullandıklarımıza benzer. Önemli olan gözlere kaçırmamaya dikkat ederek baş kısmından köpeğin kuyruğuna doğru yavaş yavaş yaymak ve etkili bir şekilde çalışması için 10 dakika kadar bekletmektir. Çok iyi bir durulama yapılmalıdır. Unutulmaması gereken banyo sonrası etkisi olmadığından köpeğiniz kuruduğunda korumdan uzaktır. Sprey: Alkol ya da su bazlı olabilirler.Çoğu çabucak kurur ve güçlü bir kimyasal kokusu vardır. Her biri bir diğerinden farklıdır. Bu nedenle kullanma talimatına sıkı sıkıya uyulmalıdır. Genellikle etkisi bir kaç gün sürer. Bu da düzenli olarak tekrarlanmaları gerektiği anlamına gelmektedir. Toz: Bazı köpeklerin allerjisi olabilir. Yürüdüklerinde ya da ev içinde üzerlerinden döküldüğü için bazı köpek sahipleri tercih etmeyebilir. Düzenli olarak tekrar edilmeleri gerekmektedir. Pire Tasması: Kuyruk ve boyun arasında fazla mesafe olmayan köpeklerde daha etkilidir. Bir kaç aylık belirli ömürleri vardır. En büyük hata son kullanım tarihlerinin unutulmasıdır. Diğer pire ilaçlarıyla birlikte iyi sonuç vermektedir. Banyo: Suyla karıştırılıdıktan sonra sünger ile köpeğin üzerine sürülen; fakat durulanmayan konsantrasyonlardır. Kuruduklarında köpeği iki ile dört hafta pirelere karşı koruyabilir. Banyo kullanıyorsanız aşırı dozu önlemek için başka bir pire ilacı kullanmamanızda fayda vardır. Çok genç, hasta ya da yaşlı köpeklerde bu yöntem kullanılmamalıdır. Yağ Keseleri: Bunlar köpeğin asırtındaki deriye uygulanan Permethrin yağı torbacıklarıdır. Yağ köpeğin vücudan dağıtılır ve bir aya kadar orada kalır. Üreticisinin dediğine göre yağ deri tarafından emilmemektedir.Etkili olmasına rağmen köpeğin tüylerinde yağlı bir etki bırakmaktadır. Mousse : Köpüklü bir spreydir. Hayvanın ıslanmadığı durumlarda faydalıdır. Diğer ürünlerde dikkat etmek zorunda olduğumuz yüz, özellikle de göz çevresinde, kullanmaktayız. Evin İlaçlanması: Pireleri öldürmek için ev içi için üretilmiş pek çok ilaç vardır. Etken maddelerinin köpeklerin üzerinde kullanılabilen diğer pire ilaçlarıyla aynı olduğu görmek köpek sahiplerini şaşırtabilir. Fark konsantrasyonlarındadır. Her zaman kullanma talimatına uymanız özellikle çok önemlidir. Toz: Çoğu ev hanımı etrafa çok dağıldığından şikayet etse de mobilya altları ve halılarda kullanılabilir. Allerjik insanlar özellikle bu maddeleri kullanırken dikkatli olmalıdır. Her zaman üreticinin kullnım talimatlarına uyulmalıdır. Sprey: Çoğunlukla erişkin ve erişkin öncesi pireleri öldürmede kullanılır. Etkisi uzun süreli olabilir. Tozdan daha az etrafta fark edilir ; fakat güçlü kokusu şikayet yaratılır. Allerjik insanlar dikkatli olmalıdır. Kullanma talimatlarına sıkı sıkıya uyulmalıdır. Sis: Oldukça etkilidirler ve erişkinlerin yanı sıra gelişmekte olanları da öldürürler. Dezavantajı evin tüm camları önce kapatılmalı sonra havalandırılmalıdır. Bitkiler, kuşlar, akvaryum gibi tüm canlılar evden uzaklaştırılmalıdır. Allerjik insanlar özellikle bu ürünlerde ekstra dikkat etmeldir. Kullanım talimatına uymak çok önemlidir. Pire problemiyle başa çıkmadaki başarısızlığın en yaygın nedenleri:
  • Ev ilaçlanırken köpekler de aynı anda ilaçlanmadı.
  • Evdeki diğer tüylü hayvanların, özellikle de kedilerin, ilaçlanması aynı anda yapılmadı.
  • Etkisiz maddeler kullanıldı.
  • Kullanım talimatlarına uyulup yeterli ilaç kullanılmadı.
  • Mobilyaların altı ve arkası unutuldu.
  • Köpeği ilaçlarken her yerine ulaşılmadı (gözler hariç). Parmak araları, kulak arkası, kuyruk altı ve bacak araları da ilaçlanmalıdır.
  • Sadece erişkinleri öldüren bir ürün kullandınız. Halıdaki larvalar için üreme sınırlayıcı ilaç kullanmayı ihmal ettiniz.
  • Ürünlerin son kullanma tarihlerini göz önüne almadınız.
  • Elektrik süpürgesinin torbasını atmayı unuttunuz. Böylece pireler için bir otel açmış oldunuz.
Lice (Pediculosis) Lice'lar tüylerin gövdesinde yaşayan 2 mm'lik küçük böceklerdir. Pençeleriyle tüylerin gövdesine tutunurlar.Tüm yaşamlarını ev sahiplerinin sırtında geçirirler.Ya deriden dökülen dış tabakayı yiyerek ya da kan emerek beslenirler. Lice'lar köpekler arasında bulaşıcıdır. Fiziksel kontak bulaşması için yeterlidir. Yumutralarını tüy gövdelerine bırakırlar. Bu yumurtalar beyaz noktalar olarak görülebilir. Büyüteçle görsel kontrol yapılabilir. Bazı veteriner hekimler saydam seloteybi köpeğin tüylerine yapıştırıp kaldırarak yumurtaları tespit etmeye çalışır. Buna "tape testi" denir. Belirtileri kaşınma ve tüy kaybıdır. Enfestasyon ağır ise anemi görülebilir. Bu belirtiler kolaylıkla diğer deri hastalıkları ile karıştırılır. Tedavisi oldukça kolaydır. Pire ve keneyi öldüren ürünlerin çoğu lice'ları da öldürebilir. Ana etken madde pyrethrin, bu amaç için uygundur. Köpeğin tüylerinde düğümlenme varsa tedaviden önce bunlar tıraşla temizlenmelidir. Tüm tüy bakım aletleri de aynı sıvıyla yıkanmalıdır. Anemiden şikayetçi tüm köpeklere demir takviyesi yapılmalıdır. Lice'lar türe spesifiktir. Yani köpek lice'ları köpekte insan lice'ları insanda yaşar.

Z@LiMF€L€K17-04-2007 21:12

iç parazitler  
iç parazitler Kamçılı Solucanlar Bu küçük parazitler köpeğin kalın bağırsağında yaşar. Sadece ortalama beş santimetre uzunluğundadır ve çok incedir. Bilimsel adı Trichuris vulpis'dir. Bu parazitler kalın bağırsağın iç duvarına tutunarak beslenir. En belirgin belirti, kalın bağırsağın enflamasyonudur. Kamçılı solucanın yaşam siklüsü çok baasittir. Erişkinler bağırsak duvarına tutunmuş vaziyetteyken yumurtlar. Larvalar yumurta içinde gelişip iki hafta içinde yumurtadan çıkar. Bu larvalar da kalın bağırsağın iç duvarlarına tutunur ve bir hafta sonra erişkin olup üremeye başlar. Yavrunun enfekte olmasının tek yolu içinde kamçılı solucan yumurtaları olan dışkı yemesidir. Bunun mümkün olmayacağını düşünüyorsanız yavruların herşeyi ağızlarına aldığını hatırlayın. Ayrıca enfekte dışkıya basan ve daha sonra temizlenmek için patilerini yalayan yavru da yumurtaları oral olarak alacaktır. Hamilelik ve emzirme sırasında bulaşma söz konusu değildir. Belirtiler: Belirtilerin çoğu kolitten (Kalınbağırsakta enflemasyon) kaynaklanır.
  • Karın ağrısı
  • Aşırı gaz
  • Pis kokulu dışkı
  • İshal
  • Kanlı ya da mukus kaplı dışkı
  • Zayif yavru
  • Zayif ve kuru tüyler
  • İştah
Tanı: Yumurtaların mikroskopta belirlenmesiyle sağlanır. Yumurtalar futbol topu biçiminde ve oldukça belirgindir. Bir ya da iki negatif dışkı analizi kamçılı solucanların olmadığı anlamına gelmez. Analizlerin sadece % 30 - 50'sinde kendilerini gösterirler. Kontrolü: Antihelminik ilaçlarla ortadan kaldırılabilirler. Kullanılan en popüler ilaç Fenbendazole tozdur. Üç gün üst üste yavrunun yiyeceğine karıştırılır. Kamçılı parazitin iki-üç aylık yaşam siklüsü nedeniyle bu süre içinde yeni larvalar yumurtadan çıkar. Erişkinlere larvaların birlikte ölüp ölmediği konusunda şüpheler olduğundan pek çok veteriner hekim bu aralarla ilaçlamayı tekrarlar. Kamçılı solucan yumurtaları kimyasal maddelere karşı dayanıklıdır. Direkt güneş ışığı onları inaktif hale getiriyor gibidir. Tedavi edilen köpekler enfekte bölgelerden uzaklaştırılmalıdır. Dışkıların günlük temizlenmesi olasılığı düşürür. İnsana Zararı: Kediler ve insanlarda kamçılı solucan bulunmaz.


Kalp Paraziti  
Kalp Paraziti Bu belkide köpeklerdeki en garip iç parazittir. Kalp paraziti diğerleri gibi ince bapırsak yerine köpeğin kalp odaları ve akciğere giden damarlarda yaşar. Aslında kalp paraziti kariovasküler bir parazittir. Doğu kıyıları ve güney eyaletleri olmak üzere tüm Amerika'da bulunur. Bilimsel adı Dirofilaria immitis dir. Parazit sivrisinek ısırığı ile bulaşır. Kalp parazitinin yaşam siklüsü bir sivrisineğin kalp paraziti taşıyan bir köpeği ısırmasıyla başlar. Microfilariae denen ve kan dolaşımında sirküle olan larvaları alır. Bu larvalar sivrisneğin sindiirm sistemine geçer ve üçüncü safha olarak salya bezlerine yerleşir. Sivrisinek başka bir köpeği ısırdığında deriden bu larvalar köpeğin dolaşım sistemine geçer. Burada larva dördüncü safhasına ulaşır ve bu dokularda dört beş ay kalır. Beşinci safhada larvalar kalbin sağ odası ile akciğer damarlarına yerleşir ve bir ay sonra erişkin olur. Erişkinler iki ile üç ay içinde microflariae üretmeye başlar. Görüldüğü gibi üçüncü safhada alınan larvaların erişkin olması yaklaşık altı ay almaktadır. Erişkin larvalar spagettiye benzeyen 10 cm civarında parazitlerdir. Sulak bölgelerde dışarda uzun süre vakit geçiren köpekleri ısıran sivrisinekler hastalığın bulaşmasında birinci derecede sorumludurlar. Yirmibeş ile yüz kadar erişkin kalp paraziti köpeğin kalbinde yaşayabilir. Unutulmamsı gereken bir kaç ay ile üç yıla gibi bir süre içinde kalp rahatsızlığı ya da damar tıkanıklığı gibi belirtiler vermeden parazitler köpeğin kalbinde varlığını sürdürebilir. Belirtiler:
  • Kronik öksürük
  • Genel vücutta zayıflama
  • Egzersize duyarlılık
  • Karaciğer ve karın boşluğunda sıvı toplanması
  • Akciğere giden damarlarda genişleme
  • Damarlarda genişleme ve tıkanma
  • Glomerulus filtre sistemindeki hasardan dolayı böbrek hastalığı
Tanısı: Kalp paraziti hastalığının tanıs bir kaç şekilde yapılabilir. Her biri veteriner hekimin dolaşım sisteminde microflairae ya da kalbin sağ odası ile akciğer kan dmaralrı içinde erişkinlerin olup olmadığını belirlemesinde yardımcı olur. Var olan dört farklı testten bizce en etkili olnaı Occult Antigen Testidir. Köpek kronik öksürük gibi belirtiler göstriyorsa kalbin sağ odacığının ve akciğer kan damarlarının görüntülenmesi için bir göğüs röntgeni işe yarayacaktır. Elektrokardiogram da ayrıca genişleyen sağ odacığı gösterecektir. Fiziksel muayene de kalp mırıltısını ortaya çıkaracaktır. Kontrolü: Hastalığın önlenmesi tedavisinden daha kolaydır. Köpeğiniz ev içinde yaşasa ve camlar tellerle örtülü olsa da bu uçan hipodermik iğneler bir şekilde köpeğinize ulaşacaktır. Bundan dolayı, tavsiye edilen yavru sekiz haftalık olduktan sonra kalp parazitine karşı düzenli olarak ilaç verilmesidir. İki tip önlem ilacı mevcuttur: günlük ve aylık olanlar. Günlük olanlar: Bu ilaç günlük verilmelidir. Sadece üçüncü safhadaki larvaları öldürür. Üçüncü safhadan dördüncü safhaya geçmek bir gün aldığından her gün verilmesi şarttır. Ana içeriği diethylcarbamazine dir. İlaç yavrular için güvenli, ucuz ve uzun süredir kullanılmaktadır.Tablet ve şurup halinde olabilir. Ancak kalp paraziti hastası ya da kanında microfilariae olan bir köpeğe diethylcarbamazine verilecek olursa pek çok microfilarea öleceğinden aşırı antijen yüklemesine neden olacaktır. Bu ölümcül bir şok olabilir. Bu ilaç verilmeden önce tüm köpklerin halp paraziti testi negatif çıkmalıdır. Aylık olanlar: Bu ilaç üçüncü safhadan beşinci safhaya kadar tüm larvaları öldürebilir. Bu nedenle ayda bir kez kullanılması gerekmektedir. Her ilaç farklı aktif etken madde içermektedir. İlki İvermectin içermektedir ve küçük, orta ve büyük köpekler için üç boyu vardır. Collielerde nörolojik yan etkiler ve toksikiteye karşı dikkatli olunmalıdır. Piyasada bulunabilecek diğer aylık ilacın aktif etken maddesi ise milbemycin oxime dir. İçeriği erişkin yuvarlak, halkalı ve kamçılı solucanları da öldürmektedir. Çoğu aylık önlem ilaçları kanda dolaşan microfilariae'leri öldürdüğünden bu larvalardan çok parazitlerin varlığını bulan occult kalp paraziti antijen testi tercih edilmelidir. Bazı insanlar ucuz olduğundan günlük bazıları ise kolay ve geniş spektrumlu olduğundan aylık ilaçlamayı tercih etmektedir. Bu arada unutulmamsı gereken bazı noktalar vardır:
  • Sıcak iklimde yaşan insanlar tüm yıl boyunca köpeklerine bu laçlardan vermelidir. Artık soğuk iklimlerde yaşayan insanlar bile aynısını yapmaktadır.
  • Yıl boyunca ilaç verilmesine karşın köpeğinize yıllık kalp paraziti testleri yaptırmalısınız. araştırmalar yutmama ya da kusma nedenleriyle köpeklerin % 14'ünün ilaçlarını gerçekten almadıklarını göstermektedir.
  • Kışları çok soğuk bir iklimde yaşıyorsanız ilk sivrisinekler ortaya çıkmadan bir ay önceye kadar ilacı kesebilirsiniz. Başlamadan önce test yaptırmayı unutmayın.
  • Günlük dozu bir haftadan fazla ya da aylık dozu ise 30 günden fazla atladıysanız ilaca başlamdan önce yine test yaptırmanız gerekmektedir.
  • İlaçlar ağırlıkla orantılı veriliyorsa ve sizin hızlı büyüyen iri bir köpeğiniz varsa kilosu sabitleninceye kadar günlük çiğneme tabletleri vermeniz daha faydalı olacaktır. Günlük dozdan aylık dozaja geçiş otuz içinde yapılmaldıır.
Köpeğiniz kalp paraziti kapmış ise erken teşhis önemlidir. Yıllık testler ya da önleyici ilaç vermiyorsanız yılda iki kez yapılan testler tavsiye edilir. Tanı konduğunda veteriner hekiminizle tedaviyi konuşmaya başlayabilirsiniz. Genellikle erişkin parazitleri öldürmede kullanılan ilaç arsenik bazlı (evet, arsenik!) sodium thiacetarsamide'dir. Bu ilaç iki gün içinde yavaş yavaş damardan enjeksiyonla verilmelidir. Bu, süreç boyunca köpek hastalanabileceğinden çoğu veteriner hekim önce hayvanın genel sağlığı konusunda testler yapar. Bu bir tür kemoterapidir. Ölü parazitlerin köpeğin akciğerinde embolizme neden olabilme ihtimaline karşı yavrular tedaviden sonra bir kaç hafta sakin tutulmalıdır. Çoğu veteriner hekim kafes istirahatı verip anti-embolism ilacı olarak buffered (?) aspirin tavsiye eder. Erişkin parazitlerin öldürülmesinden bir kaç hafta sonra ilaç kanda dolaşan microfilariae'leri öldürmek için tekrarlanmalıdır. Bu amaçla farklı ilaçlar vardır. Haftalık olarakdithiazanine iodide verilirken şimdilerde aylık önleyici ilaçlar microfilariae'leri öldürmek için de kullanılmaktadır. Köpek sağlıklı ve iyi bakılıyorsa ve teşhis erken yapıldıysa başarı oranı yüksektir.


:


 
Kancalı Solucanlar Köpekleri etkileyen bağırsak parazitlerinden bir diğeridir. Ancylostoma caninum adıyla anılır. İsmini bağırsak duvarına tutunduğu üç kancavari dişinden almaktadır. Bu parazitler sadece köpeğin besin maddelerine değil kanına da ortak olur. Ağır enfestasyon yaşıyan yavru köpekler anemiden ölebilir. Bu parazitler yuvarlak solucanların aksine birkaç milimetre boyundadırlar. Büyük miktarlarda üriyebilirler. Yaşam siklüsleri yuvarlak solucanlara benzer. Erişkinler ince bağırsaklarda yumurtlar ve dışkı ile dışarı atılır. Yavruları dışkıdan oral olarak alınmasıyla ya da yumurtadan çıkan larvalar yavruların derilerine girerek onları etkileyebilir. Yumurtalar yutulduysa larvalar bağırsaklarda çıkar. Larvalar deri yolu ile girdiyse kan dolaşımına karışarak akciğerlere ulaşır. Buradan solunum borusuna giderler ve öksürük refleksi ile yutularak miğdeye döner ve üremeye devam ederler. Yavruların enfekte olmasındaki dört neden şudur:
  1. Yavru, kancalı solucan yumurtaları ile enfekte olan dışkı yiyebilir.
  2. Hamile anne daha önceden etkilenmişse plasenta yoluyla yavrularına geçirir.
  3. Anne, sütü ile yavrularına geçirir.
  4. Üçüncü evredeki larva yavrunun hassas derisinden geçerek dermal yolla bulaşır.
Erişkinler köpeğin dokusunda yıllarca kalabildiğinden yine ortadan kaldırılmaları güçtür. Belirtiler:
  • Soluk mukus membranlarıyla anemi
  • Karın şişliği
  • Aşırı gaz üretimi
  • Kuru ve zayıf tüyler
  • Kronik öksürük
  • İştah
Tanısı: Köpeklerde görülen belirgin anemi (kansızlık); dışkı analizi Kontrolü: Kancalı ve yuvarlak solucanları öldürmede kullanılan en yaygın paraziter ilaçlar Piperazine ve Pyrantel Pamoate' dir. Bu ilaçlar oral olarak verilir ve sadece erişkinleri öldürdüklerinden üç hafta arayla iki kez uygulanmalıdır.
İlk İlaç Verimi İkinci İlaç Verimi1. Hafta 2.Hafta 3.Hafta Erişkin ve Erişkinler Etkilenmeyen Larvalar Geriye Hiç Larvalar Mevcut Ölür Erişkin Olur Parazit Kalmadı 
Yuvarlak parazitlerin engellenmesinde yavruların dışkılarının hemen temizlenmesi önemli bir rol oynar. Dışkılarındaki yumurtalar bir kaç gün sonra diğer köpekleri enfekte edecek hale gelir. Ayrıca enfekte toprakta yürüyen yavruların derisine yerleşen larvalar yine kancalı solucan enfestasyonuna neden olabilir. Üreticiler ürettikleri yavrulara önce iki- üç haftalıkken daha sonra da tekrar üç hafta sonra paraziter ilaç vererek enfestasyon olasılığını düşürmeye çalışırlar.Yavrunuz onaltı haftalık oluncaya kadar sık sık dışkı analizi yaptırmakta fayda vardır. Ne yazık ki bir kez toprağa geçtiklerinde yuvarlak solucanların yok edilmeleri kolay değildir. Normal dezenfektanlar onları öldürmekten uzaktır. Direkt güneş ışığı ve kireç faydalı olur. İnsana Zararı: Yuvarlak solucanlar gibi kancalı solucanlar da özellikle çocuklar için tehlikeli olabilir. Kancalı solucan larvaları bahçede yalınayak koşturan çocuğun tabanlarından deri yolu ile bulaşabilir. Bu duruma Cutaneous Larva Migrans denir. Larvalar deride kırmızı ve içinde larva bulunan şişliklere neden olur. Aslında deri altında larvaları görebilirsiniz bile. Neyseki bu larvalar için deri son duraktır; fakat hala allerjik reaksiyon oluşturabilirler. Kediler bu konuda köpeklere göre daha sabıkalıdır. Tuvalet kutusu yerine çocuğun kum havuzunu kullandıklarında ve dışkıları kancalı solucan içeriyorsa çocuklar risk altında olabilir. Şeritler En görünenleri olduklarından belki de en fazla tanınanlardır. Bu beyaz, yassı ve kurdele şeklindeki parazitler köpekler dahil hayvanların ince bağırsaklarında yaşar. Halkalı ve yuvarlak solucanlar gibi nematode ailesine değil ayrı bir grup olan Cestodes ailesindendir. Erişkin şeritler 1/2 ile 1.5 cm gelen küçük segmentlerden oluşur. Çoğu insan bu segmentleri hareket eden küçük pirinç tanelerine benzetir. Erişkin bir solucanın boyu yüzlerce segmentten oluştuğundan bir kaç metre olabilir. Köpekleri iki farklı tip şerit etkiler: Dipylidium caninum ve Taenia.  Şeritlerin kendilerine has bir yaşam siklüsleri vardır. Dipylidium caninum'da ara konakçı köpek ve kedi piresiyken .Taenia'da ise ara konakçı tavşan ve sıçanlardır. Erişkin şeritin baş kısmı yumutra paketçikleri içeren bağımsız segmentler üretir. Her segment baş kısmından ayrılıp anüse doğru ilerler ve dışkıyla dışarı atılır. Bu segmentler yırtılarak yumurtaları dışarı bırakırlar ve pire, tavşan ya da sıçanlar bunları yer. Ara konakçının içine girdiklerinde yumurtalar çatlayarak cysticercoid denen larva şeritler hayvan ya da böceğin dokularını istila ederler. Taenia durumunda köpekler ölü tavşan ya da sıçanı yiyerek; Dipylidium caninum durumunda ise tüylerini yalarken kontemine olmuş pireyi yutarak enfekte olurlar. Larva erişkin olacağı köpeğin ince bağırsağını istila eder. Köpekler iki yolla şeritleri alır:
  1. Enfekte tavşan ya da sıçanın çiğ etini yiyerek,
  2. Kendini yalarken enfekte pireleri yutarak.
Belirtiler:
  • İştaha rağmen kilo kaybı
  • Rektal kaşıntı
  • Dışkıda ya da rektum çevresinde pirinç benzeri segmentler
  • Sindirim bozuklukları
Tanısı: Dışkı analizi ya da köpeğin sahibinin hayvanın arkasında veya dışkısında pirinç benzeri segmentleri görmesiyle tespit edilir. Yumurtalar çok küçük olduğundan dışkıda görünmesi güçtür. Bu nedenle genelikle köpek sahibinin rektum çevresinde ve dışkıda pirinç tanesi benzeri segmentleri fark etmesi ile tanı yapılır. Önemli olan rektal kaşıntının allerjik dermatit ya da anal bez problemleri mi yoksa şeritlerden mi kaynaklandığının ayrımına iyi varabilmektir. Kontrolü: Şeritlerin kontrolü ara konakçının aradan çıkarılmasıyla yapılır. Taneia için vahşi hayvanların etlerinin çiğ yenmesinin engellenmesi, Dipylidium caninum için ise pire kontrolü işe yarayacaktır. Var olan şeritlerin kontrolü bir doz Esiprantel ya da Praziquantel ile kolayca yapılabilir. İnsana Zararı: Genel köpek şeritleri için fazla bir tehlike yoktur. Pire yiyen çocuklarla ilgili fazla rapor elde bulunmamaktadır. Neyse ki bu da bir hastalık ya da patolojiye neden olmamaktadır. Yine de insanlarda önemli bir hastalığa neden olan bir şeritten bahsetmemiz gerekmektedir. Bu şeride Echinococcus denmektedir. Larvaları insanların karaciğer, akciğer ve beyinlerinde tümör benzeri kistler oluşturur. Bu kistlere hydatid cysts denir.Bu şeritin ara konakçısı koyunlardır. Bundan dolayı koyunları olan kimse köpeklerinin çiğ koyun eti yememesine dikkat etmelidir. Yuvarlak Parazitler (Ascariasis) Yuvarlak parazitler, çoğu memeliyi etkileyen nematodes grubuna dahildir. Dört ve yirmi santimetre arasında uzunluğu değişebilir. Erişkin oluncaya kadar larvaları dört evre geçirir. Her larvanın vücut içinde farklı bir yeri olabilir. Çoğu göçebedir. Erişkinler köpeğin besinlerinden faydalanmak için duvarlarına tutundukları ince bağırsağa yerleşir. Köpekleri etkileyen yuvarlak solucanlar Toxocara ya da Toxascaris türündendir. Diğer türleri domuz, at, sığır, kedi ve vahşi hayvanları enfekte eder. Erişkinler ince bağırakta yumurtlar ve larvalar bağırsak duvarını delerek karaciğere giden kan dolaşımına karşışırlar. Kan dolaşımı ile birlikte kalbe ve oradan da akciğerlere ulaşırlar. Larvalar ardından bronşlara ulaşarak nefes borusunda öksürme refleksine neden olur. Öksürme ile tekrar yutularak miğde ve ince bağırsaklarda gelişimlerini tamamlayarak üremeye baştan başlarlar. Bazı larvalar plasentaya girmeyi başararak hamile anneden yavrulara ulaşır. Bazıları ise yıllarca köpeğin dokularında kalabilir. Kullandığımız parazit ilaçlarıyla bu larvaları öldürmek çok güçtür. Bu nedenle standart ilaçlarla tedavi edilseler bile her doğumda anne parazitli yavrular emzirmeye devam eder. Diğer bir faktör ise anne yavrularının dışkılarını yalayarak temizer ve düzenli olarak yumurtaları almaya devam eder. Araştırmalar etkili bir ilaç üretmek için hala devam etmektedir. Yavru köpeklerdeki belirtiler:
  • Karın şişliği
  • Aşırı gaz üretimi
  • Kötü kokulu ishal
  • Kanlı dışkı
  • Zayıf yavru
  • Kronik öksürük
  • Zayif ve kuru tüyler
  • İştah
  • Kusmuk ve dışkı ile erişkin parazitlerin dışarı atımı
  • Göz içlerinin enflamasyonu (anterior uveitis)
Tanısı: Ya yavru erişkin parazitleri dışkı ve kusma yolu ile dışarı atar ya da dışkı analizi ile yumurtalar tespit edilir. Kontrolü: Yuvarlak solucanları öldürmekte kullanılan en ayygın ilaçlar Piperazine ve Pamoatedir. Bu ilaçlar ağızdan verilir ve sadece erişkinleri öldürdüğünden yavruyu bu parazitlerden kurtarmak için üç haftalık aralarla iki kez uygulanmalıdır.
İlk İlaç Verimi ----------------------------------------------------------------- İkinci İlaç Verimi
1. Hafta ----------------------- 2.Hafta ----------------------- 3.Hafta
Erişkin ve Larvalar Mevcut Erişkinler Ölür Etkilenmeyen Larvalar Erişkin Olur Geriye Hiç Parazit Kalmadı

Yuvarlak parazitlerin engellenmesinde yavruların dışkılarının hemen temizlenmesi önemli bir rol oynar. Dışkılarındaki yumurtalar bir kaç gün sonra diğer köpekleri enfekte edecek hale gelir. Üreticiler ürettikleri yavrulara önce iki- üç haftalıkken daha sonra da tekrar üç hafta sonra paraziter ilaç vererek enfestasyon olasılığını düşürmeye çalışırlar.Yavrunuz onaltı haftalık oluncaya kadar sık sık dışkı analizi yaptırmakta fayda vardır. Ne yazık ki bir kez toprağa geçtiklerinde yuvarlak solucanların yok edilmeleri kolay değildir. Normal dezenfektanlar onları öldürmekten uzaktır. Direkt güneş ışığı ve kireç faydalı olur. İnsana Zararı: Yuvarlak parazitler insanları özellikle de çocukları etkileyebilirler. Bulaşma yolu fesal-oral'dır. Bu, insanın enfekte dışkıyı ya da toprağı ağzına götürmesi demektir. Kulağa ne kadar korkunç gelse de küçük çocuklar bunu yapabilmektedir. Bazen de erişkinler köpeklerinin dışkısını temizledikten sonra ellerini yıkamayı unutabilir. Sindirim sistemimizde yumurtadan çıkan larvalar bir köpeğin içinde olduklarını umduklarından yollarını kaybederek karaciğer, böbrek, beyin ve göze gidebilir. Askarit larvasının insanda neden olduğu bu duruma Toxocariasis ya da Visceral Larva Migrans denir. Dikkatli paraziter ilaç kullanımı ile bu durumun önüne kolayca geçebilirsiniz.


Cevap : Köpek Seçimi sağlığı ve bakımı  
Büyük Irk Köpeklerin BeslenmesiYaralanmalar, Kırık Çıkıklar Kazalar, Zehirlenme, yılan sokması 
Büyük ırk köpeklerin besinsel ihtiyaçları farklıdır. Yavru sahiplerinin dengeli köpek mamalarının dengesiyle oynarak ve daha iyi şeyler yapayım derken köpeğin iskelet sistemine çok daha büyük zarar vermeleri gerçekten de üzerine düşünülmesi gereken bir konudur.  Sadece 15 sene önce Danualar 60-65 kg'da erişkinliğe ulaşırken şimdi 72-81 kg erişkin ağırlıkları haline gelmiştir. Yavruların gelişimindeki bu artışın görmezden gelinmesine artık bir son verilmelidir. Bir veteriner hekim, kliniğine getirilen köpeklerin büyük bir çoğunluğunun dört ayda erişkin boyutlarına ulaştığına dikkati çekmektedir. Bu durum, iskelet hastalıkları gerçeğini de beraberinde getirmektedir. Bazı mitlerin tersine köpekler bu hastalıklara karşı korunmalıdır. İnsanoğlu ve köpeklerin 15 000 yıllık geçmişine baktığımızda güzellikleri, üretim amaçları ve özellikle de boyutlarının ana beslenme nedenleri olduğunu görmekteyiz. Ne yazık ki beslediğimiz köpeklerin erişkin olduklarında sahip olacakları etkileyici boyutlarını köpek henüz büyürken de görmek istiyoruz. Aslında genetik olarak belirli olan büyüme oranı beslenme ile direkt alakalı değildir. Kötü beslenme negatif etkileyebilmesine rağmen takviyeler vs daha iri bir köpek için garanti teşkil etmez. Biraz ürkütücü gelecek; ama bir çok köpek sahibi iri ve ağır bir yavrunun sağlıklı olduğuna inanmakta ve yavrudaki yağlanmanın sebebini köpeğin iştahına bağlamaktadır. Üreticiler de iri ve çabuk gelişen yavrulara sahip olmaya çalışmaktadır. Bazı köpek sahipleri köpeklerini daha iri yapabilmek için yanlış besleme yöntemleriyle hayvanları buna zorlamaktadır. Bütün bunlar büyüme oranlarını arttırıken madalyanın diğer yüzü olan "Gelişim İskelet Hastalıkları"nın artışına neden olmaktadır. Beslenme ve Kemikler En sık konu edilen gelişim iskelet hastalıklarının başında Osteokondrosis (OC) ve Kalça Displazisi (HD) gelmektedir. Bazı duurmlarda tam olarak gelişmemiş kemiklerin "büyüme plakları" adı verilen bölgelerinde (katmanlarında) bozukluk meydana gelir. Bu da kemik ve eklem deformasyonu ve atritis gibi iskelet problemlerine öncülük etmektedir. "Büyük ırk yavru köpeklerinde gelişim ilk dönemlerinde aşırı kilo alımı HD riskini arttırır." Osteokondrosis OC durumunda büyüme plağı kartilagonun kemikleşmesi aksar. Omuz, dirsek, diz, kalça ve vertabralar etkilenen bölgelerdir. İki yaşından küçük köpeklerde kartilagonun incelip alttaki dokulardan ayrılması atritise neden olur. Kartilago kıkırdak bölgesinin baş kısmından koparsa osteokondrosis disekans (OCD) denilen ve ameliyet gerektiren bir durum baş gösterir. Kalça Displazisi Kalça displazisi ya da HD baldır ekleminin zayıf ve uyumsuz gelişiminden kaynaklanır. Bacağın üst kısmı baldır soketine uyum sağlayamaz. Sonuçta eklem kıkırdağı ve eklem kapsülü zarar görür. Ağrı ve topallama, hastalığın gelişmeye başladığı ilk bir sene içinde gözlenmeye başlar. Daha sonra dejeneratif eklem rahatsızlıkları baş gösterene kadar ağrılar azalabilir. Riski Azaltma Korumada şunlar prensip haline getirilmelidir:
  • En az üç nesillik genetik takip
  • Büyük ırk köpek sahiplerinin gelişim kemik hastalıkları konusunda bilgilendirilmesi
  • Sınırlandırılmış egzersiz
  • Büyüyen köpeklerin içinde bulundukları döneme uygun olarak formüle edilmiş mamalarla beslenmesi
  • Mamaya hiç bir ilave yapılmaması (kalsiyum vs)
Gelişim Hızlandırılmalı mı? Çabuk büyüme gelişim kemik hastalıklarının oluşumunda bir köprüdür. Büyük ırk köpekler genetik olarak zaten hızlı gelişim gösterdiklerinden daha fazla risk altındadır. Büyük ırk bir köpek ilk bir yılında bir insanın ilk 14 yılında gösterdiği büyümeyi sergiler. Bu genetik potansiyel abartılı egzersiz, aşırı besleme ve dengesiz mineral katkısı gibi faktörlerle negatif karakter kazanır. Beslenmenin Önemi Büyüktür. Her ne kadar diet asıl neden olmasa da enerji (kalori) bakımından yoğun besleme, mineral ve vitaminlerin arttırılması iskelet gelişimi ve total vücut ağırlığının artmasına neden olur. Yavruların aşırı beslenmesi halinde hızlı büyüme ile beraber kemik ve eklemlerde OC belirtilerinin görülmesi yadırganmaması gereken bir durumdur. Ayrıca kilo artışının, iskelet gelişiminden daha hızlı gerçekleşmesi halinde daha yeterince gelişmemiş iskelet bu ekstra ağırlığa dayanamaz. Diğer yandan HD oluşumu son yıllarda büyük artık göstermiştir. Köpeklere verilen mama, besinsel kontrol daha kolay olduğundan büyük önem taşımaktadır. Gelişim dönemlerindeki dengesiz beslenme hayatlarının ileriki dönemlerinde sağlıklarının kötü yönde etkiler. Günümüzde büyük ırk köpek yavrularının gelişimlerini dengeli olarak kontrol eden özel mamalar formüle edilmiştir. Asıl ilginç olan; köpek sahiplerinin sözde bu hastalıkların önüne geçmek amacıyla yavruların mamalarına kalsiyum ekleyerek durumu umduklarının tam tersine çevirmeleridir. Kalsiyum pek çok besin maddesinden (kemik, süt, peynir vs) kolaylıkla elde edilebilen yaygın bir mineraldir. Bu nedenle kalsiyum eksikliğinden çok fazlalığından kaynaklanan iskelet hastalıklarına daha sık rastlanmaktadır. Yavru gelişme dönemi boyunca besinsel olarak aldığı tüm kalsiyumu kemiklerinde depolayarak negatif gelişime yol açar. Erişkin köpek vücuda alınan kalsiyumu dengeleyebilmesine rağmen genç köpekler metobalizmalarında bu minerali depolar. Eskiden köpek mamalarında bulunan protein miktarının bahsedilen bu hastalıklarla alakalı olduğu düşünülürdü. Son dönemlerde yapılan araştırmalar mamalardaki protein miktarının gelişim kemik hastalıklarına neden OLMADIĞINI göstermiştir.
Kalça Çıkığı (Kalça Displazisi)
Kalça çıkığı köpekleri etkileyen en yaygın ortopedik hastalıklardan biridir. Her yaştan köpekte görülebilir. Şiddetli bir şekilde etkilenen köpekler genç yaşta belirtiler göstererek ilerki yaşlarda sürekli ağrı ile karşı karşıya kalabilirler. Yaşam kalitelerini koruyacak kadar ağrıları kontrol edilemediğinden bazıları uyutulmak zorunda bile kalabilir. Daha hafif vakalar yürüme ve ayağa kalkmada güçlük çektikleri kalça atritisine (eklem yangısı) eğilimleri olduğundan köpeğin ilerleyen yaşıyla birlikte daha belirginleşebilir. Kalça Çıkığı Nedir? Kalça çıkığı tam kelime anlamıyla kalça eklemlerinin anormal gelişimidir. Femurun (baldır kemiği) yuvarlak ve pürüssüz olması gereken baş kısmı sıkıca pelvisdeki (kalça kemiği) sokete (oyuğuna) yerleşeceği yerde femoral baş kısmı daha az yuvarlak ve oyuk daha geniş ve sğdır.
Bu eklemlerin birbiriyle normalden daha gevşek tutunmasına neden olur. Femoral baş kısmın soket içinde sağa sola hareketi arttığından inflamasyon (yangı), ağrı ve sonuç olarak eklem içinde yeni bir kemik formasyonu baş gösterir. Bu yeni kemik eklemei stabilize etmeye yardımcı olabilse de atritisle ilgili problemlere neden olur. Kalça çıkığının gelişiminde bir kaç faktör sayılabilir. Yavru köpeğin genetik mirası önemli bir elementtir; ancak gelişme döneminde beslenme ve egzersiz de önemli rol oynar. Hastalığın rstlanma olasılığı fazla olan bir ırk (Alman Çoban Köpeği, Retrieverlar ve Rottweiler vs) alınacaksa anne ve babalarının kalça durumları hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Önemli üreticiler köpeklerinden yavru almadan önce köpeklerinin kalça sağlıklarını test ettirerek garanti altına almaya çalışırlar. Yavruyu seçtikten sonra her ne kadar sadece şiddetli vakalar bu kadar erken yaşta tespit edilebilse de veteriner hekiminizce kalçanın kontrol ettirilmesinde fayda vardır. Belirtiler Bir yaşın altındaki yavru köpeklerde kalça çıkığı, topallama, çömelerek ya da zıplayarak yürüme ve gergin adımlarla kendini gösterir. Ek olarak ağrının olduğu tarafta adale kaybı olurken dengede tutan diğer tarafta daha fazla adalelenme görülebilir. Hasta köpekler ağırlıklarını ön bacaklarına verdiklerinden arka bacakları daha zayıf kalırken ön kısımları daha gelişmiş bir görünüm sergiler. Daha yaşlı köpeklerde benzer belirtilerkalça eklemlerindeki atritik değişmeler nedeniyle yavaş yavaş gelişebilir. Bu tür köpeklerin üzerinde yapılan klinik muayene eklemde gevşeklik ve ağrı ortaya koyar. Eklemin gevşekliği için yapılan spesifik testler asetabulum (kalça soketi) içindeki femurun baş kısmının anormal hareketeini ortaya koyacaktır. Röntgen eklemlerin anormal durumunu ve atritik değişimleri göstermede kullanılabilir. Yine de, kalça çıkığıyla alakalı ağrının bir kısmı röntgen ile her zaman görüntülenemeyen yumuşak doku anormallikleriyle alakalı olabilir. Röntgen zararsız kemik değişiklikleri belirlese de ağrıyı kontrol etmek ve gelecek problemleri azaltmak için tedavi gereklidir. Tedavi Çoğu vakada en uygun tedavi anti-inflamatuvar ağrı kesiciler, sınırlandırılmış egzersiz ve dikkatli kilo kontrolü çevresinde odaklanır. Genç köpeklerde egzersizin sınırlandırılmasının yanı sıra büyüme hızının düşürülmesi ve uzun süreli kilo kontrolü atritis gelişimini düşürebilir. Tasmasız uzun koşular yerine tasmayla kontrollü yürüme, kalça çevresindeki yumuşak doku yapılarına olabilecek hasarı azaltması açısından önemlidir. Kalça çıkığı olan yavrunun tasmasız egzersiz yapması en az 12 ay engellenmelidir. Yüzme, yer egzersizinin meydana getirdiği baskıyı azaltarak etkilenen eklemlerdeki hareketliliği korumak ve adaleleri güçlendirmek için faydalı olabilir. Bazı veteriner hekimler eklemleri destekleyen adalelerin gelişimine yardımcı olmak için anabolik steroid enjeksiyonları yapabilir. Beslenme ve egzersiz kontolü ve anti-inflamatuvar ağrı kesici kullanımı ile topallayan genç köpeklerin % 75'i 12-15 aylık olduklarında normal ya da normale yakın olurlar. Köpeklerin çoğunluğunda cerrahi operasyon uygundur. Acetebulum içinde femural baş kısmın yerine oturmasına yardım edebilecek pektinal kastan girilmesinden, kemiğe girilerek onları tekrar hizalamak için yapılan üçlü pelvik osteotomiye ve femoral baş kısmının ve asetebulumun çıkarılarak yerine sentetik baş ve soket konduğu tüm kalça değişimine kadar değişebilen bir kaç çeşit operasyon vardır. Ek olarak, femoral baş kısmın alınması ve femurun gövde ve kalça soketi arasında sahte eklem oluşumu küçük köpeklerde etkili olabilir. Cerrahi yöntemler, bildik medikal tedavilerden potansiyel olarak daha fazla risk taşımakta ve çok daha pahalıya gelmektedir. Ancak cerrahi müdahalenin gerekli olduğu vakaların çoğunda potansiyel faydalar risklerin önüne geçer. Doğru bakımla kalça çıkığı olan pek çok köpek mutlu bir yaşam sürmektedir. Yine de hastalığın fiziksel, duygusal ve maddi yanı oldukça fazladır. BVA/KC Kalça Puanlama Programı Kalça çıkığına meğilli ırkların damızlık dişi ve erkek köpekler bir yaşını geçtiklerinde kalça röntgenleri alınır. Burada önemli olan köpeklerin sırt üstü bacakları açıkken röntgenlerinin çekilmesidir. Bu en iyi kalça resmini veren pozisyondur. Çoğunlukla bunun için genel anestezi gerekli olur. Röntgenler, soketin derinliği, kemiklerin biçimi ve birbirlerine ne kadar sıkı uyduklarını yansıtan her kalça eklemine puan veren bir uzmanlar paneline gönderilir. Puanlar her kalça için 0-53 arasında (tüm köpek için 0-106) değişir. Puan ne kadar az ise kalça o kadar iyi durumdadır. Kalça puanları ırklarına göre ortalamanın altında olan köpekler üretimde kullanılmamaldır. Hastalığın çok nedenli doğası ve genetik etmenin karmaşılığı nedeniyle BVA/KC programı tamamiyle mükemmel değildir. Mükemmel kalça eklemlerine sahip köpekler de kalça çıkığı olan yavrular doğurabilmektedir. Bu köpekler hemen üretim programından çıkarılmalıdır. Benzer olarak, kötü kalça eklemlerine sahip köpekler mükemmel yavrular doğurabilmektedir. Yine de, bu program geleceğin köpeklerinden kalça çıkığı riskini azaltmak için bildiğimiz tek yöntemdir. Ana problem, dikkatli üreticiler bu programa bağlı kalsa da kötü kalça eklemli yavrular üretilmeye devam edilmektedir. Anne ve babaları kalça çıkığına karşı test edilenlerden daha ucuz olduklarından bu tür yavrular hala daha pazar bulmaya devam etmektedir.
Kalça Çıkığı (Hip Displasia)
Pek çok insanın kalça eklemlerini etkileyen bir kongenital atritis (eklem yangısı) formu olduğunu düşünerek bu hastalık hakkında yanlış kanılara sahip olduğunu fark ettik. Kalça çıkığı olan köpeklerde şiddetli atritis görülmesine rağmen atritis birincil problem değil, displazinin ikincil sonucudur. Tanımı Köpeklerde Kalça Çıkığı, eklemi desteklemesi gereken adele, bağlayıcı dokular ve tendon gevşekliğinin neden olduğu bazen iki kalçayı da etkileyen kalıtsal bir hastalıktır. İri, çabuk büyüyen ırklarda daha yaygın olmakla beraber yavru büyüdükçe, normal kalçalarla doğmuş olsa bile eklemler anormal gelişme gösterebilir. Hastalığı daha iyi anlamak için köpeğin kalça eklemine daha yakından bakalım. Köpeğinizin kalça eklemi, arka bacağı vücuda bağlayan soket-kemik başı biçiminde bir eklemdir. Kemiğin baş kısmı femura (kalça ve diz arasındaki uzun kemik) aittir. Soket (acetabulum da denir) ise pelvik (kalça) kemikde bulunmaktadır. Bu iki yapı, normal köpekte soket içinde kemiğin baş kısmının serbestçe hareket etmesine imkan tanıyan eklemi oluşturur. Hareketi kolaylaştırmak için kemikler birbirine mükemmel bir şekilde uyacak biçimdedir ve tendon ve eklem kapsülü denen güçlü birleştirici doku bantlarınca bir arada tutulur. Kemiklerin birbirine değdiği süngersi bir kıkırdak yüzey ile kaplı bölgeye eklem yüzeyi denir. Normal köpeklerde bu faktörlerin hepsi eklemin uyum içinde ve büyük bir stabilite ile çalışmasına yardımcı olur. Displastik köpeklerde bu kemikler bir arada durmaz ve aslında birbirinden ayrı hareket eder. İki kemik arasındaki eklem kapsülü ve tendon, bu iki kemiğin eklem yüzeylerinin bir biriyle temasının ortadan kalkmasına neden olarak gerilir. Bu iki kemik arasında gerçerkleşen ayrılmaya sabluksasyon denir ve hastalıkla ilişkilendirdiğimiz tüm problemlerin nedenini oluşturur. İki kemik her hangi bir eklem içinde temasını kaybederse çevresindeki adeleler onları bir arada tutabilmek için büyük çaba sarfeder; fakat asla tamamen başarılı olamaz. Köpeğin ağırlığı nedeniyle femoral baş kısım soketin içinde ve dışında hareket etmeye başlar. Köpeğin her hareketiyle yastık görevi yapmaksızın eklem yüzeyinde birbirine sürtünen iki kemik alan bulunmaktadır. Bu kemikler birbirine temas edip birbirini irite ettikleri her anda yeni anormal şekilli kemik gelişimi başlar. Bu yeni anormal yapılı geliştikçe daha fazla iritasyona yol açar ve durum böyle devam eder. Bunaatritis denir ve bildiğimiz en ağrı verici durumlardan biridir. Bir bilardo topuna benzeyen femoral baş kısım artık ayçiçeğe benzemektedir. Femoral baş kısmı içinde tutabilen soket (acetabulum) ise artık derinliğini kaybedip kemik parçacıklarıyla kaplıdır. Durum ilerleme gösterdikçe daha fazla ve yeni anormal kemik oluşumları baş gösterir ve ağrı artar. Belirtiler Hasta yavru köpekler 5-10 ay arasında arka bacaklarını kullanırken hafif ile aşırı arasında derecelendirilmiş rahatsızlık belirtileri göstermeye başlar. Genellikle uzun süreli aktiviteden sonra köpeğin ayağa kalkmada ve yatmada zorlandığı fark edilir. Hayatın ilerki dönemlerinde belirtiler daha tutarlı bir hal olur ve aktivite düzeyi ne olursa olsun günlük olarak gözlenmeye başlar. Aşırı ağrı çeken erişkin köpeklerin aktivitesinde azalma olur. Koşmak ve merdiven çıkmakta isteksizleşirler. Ancak bazı köpekler yürüyüşlerini değiştirerek eklemleri çok kötü etkilenmesine rağmen ağrıyı azaltan hareket biçimleri geliştirebilir. Tedavi Geçmişte displastik köpeklerin tedavisi ağrı kesiciler ve anti-inflamatuvar ilaçlarla ağrının azaltılması ya da elimine edilmesi ya da cerrahi operasyonla sınırlıydı. Bugün ise pek çok veteriner hekim ve köpek sahibi köpeklerine glucosamine HCI, Chondroitin Sulfat ve C Vitanimi içeren nutraceuticaller vererek inanılmaz gelişmeler sağladıklarını rapor etmektedir. Displastik köpeklerde kilo alımını engelleyerek eklemler üzerindeki baskı azaltılmalı ve normal aktivite düzeyi düzeyi ile adelelerin direnci korunmalıdır. Acı çektiğine dair belirti veren köpeklere bufered (?) aspirin verilebilir. Ortopedik bir yatak köpeğin rahat bir şekilde dinlenmesine imkan tanır. Köpek erişkin olduğunda ağrılar dayanılmayacak kadar arttıysa cerrahi operasyon gereklidir. Tanı ve Önlem Köpeklerde kalça çıkığı tanısının konması bu yıkıcı hastalığın eliminasyonu için de umut sağlar. Sadece röntgen ile tanı konabilir ve yine röntgen ile hastalığın önlenmesini umabiliriz. Röntgen çekilmediği sürece arka bacaklarında topallık gözlenen bir köpek konusunda olumlu düşünemezsiniz. Yine röntgen çekilmeden topallamayan bir köpekte de kalça çıkığı hiç olmadığı konusunda emin olamazsınız. Kalça Çıkığı bir nesilden diğerine kalıtsal olarak geçen bir hastalıktır. Kimseye aksini idda etmesine izin vermeyin. Displastik anne ve baba, yavrularına da bu hastalığı geçirecektir. Bugün yavrular 24 aylık olduklarında röntgen yardımıyla displastik olup olmadıklarını anlayabiliyoruz. Bu röntgenler OFA'ya ( Orthopedic Foundation for Animals) gönderilir ve kalça çıkığı belirtisi göstermeyen köpeklere sertifika verilir. Sadece sertifika almış köpekleri üretimde kullanarak bu hastalığın önüne geçebiliriz. Köpeklerine röntgen çektirmeyen üreticiler çözümün bir parçası değildir. Özellikle de büyük ırk bir köpek almayı planlıyorsanız üreticiden armanız gereken ilk şeyin OFA sertifikası olması gerekmektedir.
KAZALARLA BAŞA ÇIKMA
Köpeğinizin başına bir kaza geldiğinde paniklemektense bu makaleyi okuyarak hazırlıklı olun. Köpeklerimizin başına gelebilecek her çeşit acil durum için bir kurs açmak neredeyse imkansız. Yine de, köpek sahipleri ilk yardımın prensiplerini iyi anlayacak olurlarsa her hangi bir acil durumla etkili bir şekilde başa çıkmayı başarabilirler.
ÖNCELİKLER Acil bir durumda ilk önceliğiniz sizin ve diğer yardımcı olabilecek kişilerin güvende olduğundan emin olmaktır. Yaralanırsanız köpeğinize hiç bir faydanyz dokunmayacaktır. Yaralanmış olsa da köpeğin size zarar veremeyeceğinden de emin olmakta fayda var. En uysal ve itaatkar köpek bile acı çekiyorsa saldırganlaşabilir. Köpeğin ısırabileceğinden şüpheleniyorsanız bandaj ya da benzeri bir materyalden ağzını bağlamak için bir ağızlık yapabilirsiniz. Gevşek bir düğüm oluşturup bunu köpeğin çenelerinden geçirin ve çene altından düğümü sıkılaştırıp uçlarını kulak arkasından ikinci bir düğümle sağlamlaşKöpeğin ısırabileceğinden şüpheleniyorsanız bandaj ya da benzeri bir materyalden ağzını bağlamak için bir ağızlık yapabilirsiniz. Gevşek bir düğüm oluşturup bunu köpeğin çenelerinden geçirin ve çene altından düğümü sıkılaştırıp uçlarını kulak arkasından ikinci bir düğümle sağlamlaşKöpeğin ısırabileceğinden şüpheleniyorsanız bandaj ya da benzeri bir materyalden ağzını bağlamak için bir ağızlık yapabilirsiniz. Gevşek bir düğüm oluşturup bunu köpeğin çenelerinden geçirin ve çene altından düğümü sıkılaştırıp uçlarını kulak arkasından ikinci bir düğümle sağlamlaştırın. Kendinizi güven altına aldıktan sonra en iyi yöntemi izlemek için doğru değerlendirmeyi yapmanız gerekir. Öncelikle yapmanız gerekenleri akıldan çıkarmamak zorundasınız: köpeği hayatta tutmak, yaraların kötüleşmesini engellemek ve mümkünse hayvanın iyileşmesine yardımcı olmak. YAŞAMSAL BELİRTİLER Yapylacak ilk i? köpe?in ya?amsal belirtilerini kontrol etmektir. Ynsan ilk yardymynyn ABC kriterlerini takip edin. A Solunum Yolu Açık Mı? Değilse, köpeğin boynunu dik tutup mukus ya da benzeri maddeleri solunum yolundan uzaklaştırın. Nefes almakta güçlük çekiyorsa ya da boğazına bir şey takıldığından şüphe ediyorsanız siz ağzını açık tutarken bir başkası da tıkayan cismi dışarı çıkarmaya çalışmalıdır. Çenelerini ya ellerinizle ya da her çene için bandajla birer düğüm atarak açık tutmaya çalışın. Başka biri de dili tutup dışarı çekerek ağzın açık kalmasını sağlayabilir. Daha sonra bir pens kullanarak yabancı maddeyi dışarı çıkarın. B Köpek Soluk Alyyor Mu? Göğüs kafesini izleyin ve elinizle burun deliklerinden hava giriş çıkışını hissetmeye çalışın. Normal şartlar altında bir köpek dakikada 10-30 kez nefes alır; fakat yaralı bir köpek acı ve stresten dolayı daha hızlı nefes alıp verecektir. Köpek soluk almıyorsa yanlarını ovarak stimule edebilirsiniz. Ağzı kapalı tutulup burnundan hava üfleyerek bir köpeğe suni solunum yaptırılabilir. C Kan Dolaşımı Nasıl ? Dirseğinin hemen arka hizasında kalp atışını ya da üst baldırın iç tarafından nabzını hissedip hissetmediğinizi anlamaya çalışın. Normal şartlar altında bir köpeğin kalp atışı hızı dakikada (boyutuna bağlı olarak) 70-140'tır. Yaralı bir köpeğin kalbi çok daha hızlı atacaktır. Köpeğin diş etlerinin rengine bakın. Pembe olması gerekir. Kalp atışı yoksa insana yapıyormuşcasına kalp masajı da yapabilirsiniz;ama bunun başarılı olma şansı çok yüksek olmayabilir. Ne kalp atışı ne de solunum yoksa köpek doğal olarak ölmüş demektir. Köpeğin öldüğünden şüpheleniyorsanız parmağınızın ucu ile gözlerinin üzerine hafifçe dokunarak refleks verip vermediğini kontrol edin. Hayvan sadece bilinçsizse göz kırpacaktır. Yaralı köpek hala yaşıyorsa yapmanız gereken ikinci şey bilinç düzeyini tespit etmektir. Onla konuşmayı deneyip sizi duyup duymadığından emin olun. Bilinci yerinde değilse acil veteriner hekim müdahalesi gerekiyor demektir. Yaşamsal belirtileri değerlendirdikten sonra kanamalar olmak üzere diğer yaralanan bölgeleri tespit edin. Durumun acil bir bakım gerektirip gerektirmediğine karar verin. Yine de tüm bunlara bir veteriner hekimin karar vermesi gerektiğini de unutmayın. Bu nedenle en kısa zamanda köpeğinizi bir kliniğe götürmenizde fayda vardır. Köpeğiniz acil bir bakım gerektirmiyorsa bu dönem içinde nasıl bir tedavi süreci geçirmesi gerektiğini veteriner hekiminiz size bildirecektir. Kaza yerinde müdahele çok önemli olmasına rağmen çoğu durumda köpeği en kısa zamanda bir veteriner kliniğine yetiştirmek hayati önem taşıyabilir. Bazı veteriner klinikleri ya da hastanelerinde ambulans servisi vardır. Yaralı köpeği nakletmeye hazırıklı olun. Kliniği arayıp önceden yaralanma hakkında bilgi vererek veteriner hekimlerin hazırlık yapmasını ya da hazırlıkı gelmesini sağlayabilirsiniz. Kliniğe vardığınızda köpeğinizi acil müdahale için veteriner hekimin ilgisine bırakmak zorunda kalabilirsiniz. Sizin için endişelenmektense tüm konsantrasyonunun köpeğin üzerinde yoğunlaştırdığında veteriner hekim daha faydalı olacaktır. Bu arada veteriner hekim tavsiyesi olmadan köpeğe hiç bir ilaç verilmemesi çok önemlidir. Anestezi gerekebileceğinden yaralı köpeğe ne su ne de yiyecek verilmemelidir. NE YAPMALIYIM ? Bilinçsizlik/ Ayağa kalkamama
  • Araba çarpması gibi traumatik bir yaralanma ile karşı karşıya olan bir köpek, başka yarası olmamasına rağmen şok nedeniyle ayağa kalkmayacak durumda olabilir. Şok, kalp atış ve solunum artışına neden olurken bacaklarda kan dolaşımının azalmasına yol açar. Bu da diş etlerindeki mukozal membranların renginin solmasına neden olur. Daha ciddi altta yatan semptomlar yoksa şok belirtileri genellikle kademeli olarak azalır.
  • Aşırı kan kaybı benzer belirtilere neden olabilir; fakat zamanla daha da kötüleşir. Bilincin azalması gibi belirtiler nüksedebilir. Kan damarları zarar gördüğünde veya köpek fare zehiri yediğinde dış kanama belirtileri olmayabilir. Bu belirtiler acil veteriner hekim müdahalesi gerektirir.
  • Kafa yaralanmaları, beyin sarsıntısı ya da beyin hasarları nedeniyle bilinç kaybına neden olabilir. Bu belirtiler, kısa sürede şişme ve beyindeki sıkışma nedeniyle şiddetlenebilir. Acil müdahale gereklidir.
  • Kalp yetmezliği, özellikle heyecan ve egzersiz sonrası bilinç kaybına neden olabilir. Köpekler insanlardaki gibi kalp krizi geçirmeseler de ani nefessiz kalma, adalelerde zayıflama ve mukozal membranlarda solmaya neden olan kalp dolaşımında ani düşüşlerden zarar görebilirler. Çoğu durumda bu tür ataklar sadece bir kaç saniye sürer ve sonra köpek normal davranışlarına geri döner. Köpeğin sakinleşmesinden sonra veteriner hekimine göstermekte fayda vardır.
  • Köpeklerde felç çok yaygın olmasa da beyinde azalan kan dolaşımı nedeniyle ayakta durmada ya da dengesini korumda yetersizlik gibi sinir sistemi belirtilerinin takip ettiği ani bilinç kayıpları gerçekleşebilir. Durumunun aciliyetine bakarak veteriner hekim müdahalesi şarttır.
  • Kasılmalar gerçekleştiğinde benzer belirtiler gözlemlenebilir; yine de bilinç kaybının yanı sıra adele kasılması, bacakların seyirmesi, gözlerin kayması ve hatta bilinçsiz idrar ve dışkı yapımı gibi belirtiler de ortaya çıkabilir. Bu durumda köpek mümkün olduğunca sessiz ve sakin bir yerde tutulur. Beş dakika içinde köpek kendine gelmezse acil veteriner hekim müdahalesi gerekir.
  • Belkemiği ile ilgili yaralanmalar ya da çeşitli kemik kırılmaları da hayvan tamamen bilincini korumasına rağmen ayağa kalkıp hareket etmeyi engelleyebilir. Bu gibi durumlarda köpek çok dikkatli bir biçimde taşınmalıdır. Kalın bir mukava parçasında pratik bir sedye yapılabilir. Belkemiği hasarından şüpheleniliyorsa en kısa zamanda köpeği mümkün olduğunca dikkatli karton sedyeye almakta fayda vardır. Öncelikle köpeğin ağzını bağlayın. Sonra da çabuk fakat büyük dikkatle köpeği arka tarafından sedyenin üzerine çekerek kaydırın.
  • Köpek boğulduysa köpeği yana yatırıp hayati belirtileri incelemeden önce arka ayaklarından köpeği sallandırarak ciğerlerindeki suyun dışarı çıkmasını sağlayın. Köpeğe güneş çarpmış ise onu hemen gölgeye alıp vücut ısısını düşürmek için hortumla üzerine yavaşça su tutun. Elektrik çarpması durumunda köpeğe yaklaşmadan önce elektrik kaynağından uzak olduğundan emin olunmalıdır. Bu durumların hepsinde de veteriner hekim müdahalesi gereklidir.
YARALAR Köpeğin kan kaybından ölmesine neden olabilecek çok az durum olmasına rağmen aşırı kan kaybına neden olan yaralar acil müdahale gerektirir. İçinden kan sızan bir yara olası bir atardamar kesiği belirtisi gösterdiği için şiddetle kanı dışarı pompalayan bir kesikten daha az ciddidir. Sıkı bir bandaj uygulayarak ya da temiz bir havlu ile yaranın ağzı kapatılmaya çalışılarak aşırı kan kaybı engellenebilir. Hızlı veteriner hekim müdahalesi önemlidir. Baskı bandajı alınmadıysa ve iki ile dört saat arasında yaraya gerekli bakım yapılmadıysa bandajın neden olduğu baskı ciddi problemlere neden olabilir. Turnikeler kan kaybını azaltmada kullanılabilir; fakat baskı ile ilgili hasara daha fazla yol açabileceğinden tavsiye edilmez. alınmadıysa ve iki ile dört saat arasında yaraya gerekli bakım yapılmadıysa bandajın neden olduğu baskı ciddi problemlere neden olabilir. Turnikeler kan kaybını azaltmada kullanılabilir; fakat baskı ile ilgili hasara daha fazla yol açabileceğinden tavsiye edilmez. alınmadıysa ve iki ile dört saat arasında yaraya gerekli bakım yapılmadıysa bandajın neden olduğu baskı ciddi problemlere neden olabilir. Turnikeler kan kaybını azaltmada kullanılabilir; fakat baskı ile ilgili hasara daha fazla yol açabileceğinden tavsiye edilmez.  İç organların da dahil olduğu yaralar steril bir bezle üzeri kapatılıp acil veteriner hekim müdahalesine bırakılmalıdır. Bu durumlar nadir olmasına rağmen bir köpek karnındaki dikişleri açtığında ya da sert ve kesici bir şey ile bedeninde kesiklere neden olduğunda bu tür yaralar çok tehlikelidir. Bir köpek sert bir cismin kendisine saplanmasına neden olursa bu cismi onun vücudundan siz çıkarmayın. İç organları zedelemeden bunun bir veteriner hekim tarafından yapılması hayati önem taşıyabilir. İçinden sadece kan sızan daha az şiddetli yaraların ciddiyetini anlamak için dikkatlice kontrol edin. Yakınındaki her hangi bir eklemin ne kadar zarar gördüğünü anlamak için veteriner hekiminize göstermeniz gerekebilir. Deri altında dokusu olan yaralar dikiş, çok küçük olmasına rağmen hemen her yara antibiyotik tedavi gerektirebilir. Yaraları daima temiz tutun. Sineklerin açık yaralara kurtçuk bırakması dikkatle engellenmelidir. YANIKLAR Yanıklar yaralar gibi kolaylıkla enfekte olabilir ve veteriner hekim müdahalesi gerektirir. Buna ek olarak büyük çapta yanıklar vücut suyu kaybına kısaca dehidrasyona neden olur. Her türlü yanığın üzerinde önce ısıyı düşürmek için su kullanılmalıdır. Soğuk kompres de ayrıca uygulanabilir. Köpek bir yangından kurtarıldıysa duman solunumu da ciddi akciğer hasarına yol açacağından acil ilk yardım tedavide büyük önem taşır.
urtarıldıysa duman solunumu da ciddi akciğer hasarına yol açacağından acil ilk yardım tedavide büyük önem taşır. 
BÖCEK VE YILAN SOKMALARI Yılan sokmaları, özellikle de dünyanın bu kısımlarında engerek ısırğı, ölümcül olabilir. Acil müdahale şarttır ve mümkün olduğu yerde hemen panzehir enjeksiyonları yapılmalıdır. Böcek sokmaları genellikle ağız ve boğaz bölgelerinde gerçekleştiğinden yine acil müdahale gerektirebilir. Bu durumda sokulan yeri yıkayıp veteriner hekiminizden yardım isteyin. TOPALLAMA cut ağırlığıı taşımada isteksizlik gösteren her hangi bir topallama belirtisi hemen veteriner hekim muayenesi gerektirir. Bu tür topallamalar dışarda koşu sırasında eklem hasarları, adele yırtılmaları ya da daha kötüsü kırıklardan kaynaklanabilir. Her durumda da acil bakım şarttır. Kırık bacak, köpek veteriner kliniğine götürülürken mümkün olduğunca sabit tutulmalıdır. Hasta ya taşınmalı ya da bir battaniye içinde nakledilmelidir. Kırık bacağı üstte tutmak kontrolünü kolaylaştırabilir. DAHA AZ CİDDİ TOPALLAMALAR Topallama ya da ara ara ayağı yukarda tutma gibi belirtiler gözlemlenebilir. Bu tür problemler yavaşça gelip aniden gelişme gösterebilir. 24 saat içinde veteriner müdahalesi şişme ya da ağrılı bölgeler için gereklidir. Bazı hafif incilmeler ya da burkulmalar dinlenme ve anti-inflamatuar tedavi ile geçebilirken diğerleri daha ciddi bir tedavi gerektirir. GASTRO-İNTESTİNAL ACİL DURUMLAR
  • Mide dönmesi (bloat) her zaman müdahale edilmesi büyük aciliyet taşıyan bir durumdur. Çoğunluk, büyük miktarda yemeklerden sonra derin göğüslü ırklarda rastlanır. Mide dönmeye başladıysa karnın şişmesi, huzursuzluk ve kusmaya çalışma gibi belirtilerle kendini gösterir. Cerrahi müdahale yapılmazsa ölümcüldür.
  • Köpek, oyuncak veya taş gibi yabancı cisimler yuttuğunda bağısaklarda tıkanma veya hasar gerçekleşebilir. Bu genellikle kusma ve karın ağrısına neden olabilir. Daha acil durumlarda diş etleri morumsu bir renge dönüşür. Ameliyat gerekebilir.
  • Zehirlenmeden şüpheleniliyorsa veteriner hekiminiz söylemeden köpeğinizi kusturmaya çalışmayın. Bunun yerine köpeğinizin yediği şeyi ya da alakalı her hangi bir bilgiyi, paketi veteriner hekiminize götürün. Eğer köpeğiniz cilt yolu ile her hangi bir toksik maddeye maruz kalmış ise sudan başka bir şeyle onu yıkamayın
İDRAR YOLLARI İdrar yapmada zorluk çekme idrar yollarında yırtılmalara neden olacağından acil müdahale gerektirir. Köpeğinizin idrara çıkmada zorluk çektiğinden şüpheleniyorsanız en kısa zamanda veteriner hekiminizden randevu almanız gerekir. GÖZ YARALANMALARI Gözler aşırı derecede hassastır ve her hangi bir yaralanma bile acil bakım gerektirir. Yabancı bir cismin köpeğinizin gözü içinde olduğundan şüpheleniyorsanız bir veteriner hekim görünceye kadar hiç bir şey yapmadan köpeğin bu bölgeyi kaşımasını engellemek yapılacak en önemli şeydir. Eğer göz dışarı doğru şişmişse nemli bir steril bezle veteriner hekiminize gidinceye kadar göz yüzeyini kurumaktan koruyun. TEDBİR... ...tedaviden daha iyidir. Bazı kaza ile gerçekleşen olaylar engellenebilir. Köpeğinizin bulunduğu çevreye dikkat edin. Ev ve bahçede kullandığınız kimyasal maddeleri köpeğinizin ulaşamayacağı yerlerde tutun. Çikolata, ilaçlar ve çocuk oyuncaklarını ayak altında bulundurmayın. Köpeğinizin taş veya tahta parçaları gibi şeyleri kemirmesine izin vermeyin. Hiç bir köpek yol yakınlarında tasmasız dolaştırılmamalı, camlar açık bırakılsa bile sıcakta araba içinde bırakılmamalıdır. Ve son olarak veteriner masraflarının önemini ne kadar vurgulasak azdır. Ayrıca köpeğinizin neden olduğu tüm zararlardan da sizin sorumlu olduğunu unutmayınız. bölüm4a)kopeklerde deri problemlerib) anal bez problemleri b)kopeklerde sismanlıkd) yaslı kopek bakımı


Deri Problemleri, Yaşkı köpek bakımı , Deri Bakımı, Diğer Hastalıkları  
Deri Problemleri, Yaşkı köpek bakımı , Deri Bakımı, Diğer Hastalıkları 
Köpeklerin %10'u deri hastalıklarından şikayetçidir. Belirtiler, kızarmış, kuru ve döküntülü deriden yalama, ısırma ve kaşımaya kadar değişiklik gösterebilir. Köpeklerimizin deri problemlerinin nedenleri tam olarak açıklanamasa da belirli faktörlerin bu konuda rol oynadığını biliyoruz. ALLERJİLER Kediler, atlar ve insanların aksine köpeklerin birincil allerjen reseptörleri solunum sisteminden çok deridedir. Diğer türler hapşırarak, öksürerek ya da sulanan gözlerle tepki verirlerken köpekler, neredeyse her zaman ister solunumla alınsın, ister yensin ya da deri yolu ile temas edilsin deri rahatsızlıkları geliştirerek tepki verirler. Başlangıçta bir çeşit ürtikerya gibi başlayabilKediler, atlar ve insanların aksine köpeklerin birincil allerjen reseptörleri solunum sisteminden çok deridedir. Diğer türler hapşırarak, öksürerek ya da sulanan gözlerle tepki verirlerken köpekler, neredeyse her zaman ister solunumla alınsın, ister yensin ya da deri yolu ile temas edilsin deri rahatsızlıkları geliştirerek tepki verirler. Başlangıçta bir çeşit ürtikerya gibi başlayabilir; fakat bunun fark edilmesi güçtür ve köpek sahibince nadiren keşfedilir. Köpek, kaşıntı ile tepki verir. Bu derinin zarar görüp hassasiyetinin artmasına neden olur ve tıpkı sivri sinek ısırığından sonra bizlere olduğu gibi enfeksiyon gelişebilir. KÖPEK MAMALARI Bazı insanlar köpek mamalarındaki katkı maddelerinin köpeklerede allerjik reaksiyonlara yol açtığına inanır. Son zamanlarda bu konuda yoğun tartışmalar olsa da tam sonuç elde edilememiştir. Yine de bazı köpekler yedikleri yiyeceğe karşı allerjik reaksiyon geliştirebilir; ama bu hala köpeğimizi ev yemeği ile beslemenin daha doğru olduğu anlamına gelmemektedir. Köpeklerin besinsel gereksinimleri oldukça spesifiktir. Köpeklerimizin her zaman veteriner hekimlerinin tavsiye ettiği tam ve dengeli bir mama ile beslenmesi gerekmektedir. Derilerinde duyarlılık gösteren köpekler belli bir süre hipoallerjik dietlerle beslenmelidir ( en az dört hafta ile altı hafta arası gibi, her hangi bir değişiklik görmek için bu denli uzun zaman geçebilir). Bu tür dietleri veteriner kliniklerinde bulabilirsiniz. Çoğunlukla Derilerinde duyarlılık gösteren köpekler belli bir süre hipoallerjik dietlerle beslenmelidir ( en az dört hafta ile altı hafta arası gibi, her hangi bir değişiklik görmek için bu denli uzun zaman geçebilir). Bu tür dietleri veteriner kliniklerinde bulabilirsiniz. Çoğunlukla glutensizdirler ve içeriğinde kuzu eti ve pirinç kullanılır. Köpeğinizin dietini değiştirirken sindirim sitemi bozukluklarını engellemek için her zaman kademeli bir geçişi takip edin. Deri hassasiyetine sahip köpeklerde ayrıca dışardan ufak tefek ödül yiyecekleri verilmemesi de gerekiyor. Renklendirici ve lezzetlendirici katılmış ödül yiyecekleri duyarlı köpekler için allerjik olabilir. ÇEVRE Bazı köpekler çevrelerinde, yataklarında kullanılan kumaş dokusuna, deterjan, halıdaki mitelara, toza, polenlere, pire ve evdeki diğer hayvanlara karşı allerjik reaksiyon gösterebilir. Kan testi, köpeğiniz allerjik olup olmadığını belirlerken neye allerjik olduğuna dair özel testler de bulunmaktadır. Deri hassasiyetine sahip bir köpeğiniz varsa halı ve yattığı yerde kokulu deterjan kullanımından kaçınıp, yatağını saf pamuklu materyelden yapabilirsiniz; ayrıca potansiyel allerjenleri köpeğiniz bulunduğu çevreden uzak tutarak durumunda her hangi bir iyileşme olup olmadığını da görebilirsiniz. PARAZİTLER/ KONAKÇILAR Pire: Dış parazitler köpeklerdeki deri hastalıklarında çok büyük rol oynar. Pek çok köpek az miktarda pireye tölerans gösterse de çoğu, tek bir ısırıkla bile allerjik kaşıntılı reaksiyon göstermektedir. Bahçede ya da dışarda yürüyüş esnasında köpeğiniz kirpi ve kuş piresinden, kedi, fare, insan ve köpek pireleri gibi çeşitli tipte pirelerle karşı karşıyadır. Tüm bu pireler köpeğinizi ısırıp allerjik kaşıntıya neden olabilir. Evde kedi ya da köpeğinizi ısıran pireler yumurtlar ve yumurtalar halınının tüyleri arasına düşer. Bazen iki yıl boyunca bu yumurtalar çatlamdan varlıkların sürdürebilir. Isı ve hareket yumurtaların çatlamasına neden olabilir. Böylece daha önce ev hayvanı beslenen bir eve taşındığınızda hareketle beraber binlerce pirenin yumurtadan çıkmasına neden olabilirsiniz. Ne kadar çok ev hayvanınız varsa (özellikle de kedileriniz) o kadar pireye sahipsiniz demektir. Bu nedenle yıl içinde düzenli olarak hayvanlarınızı pireye karşı ilaçlamalısınız. Bu, evi spreyleyerek ve kedi ve köpeğinizin üzerindeki canlı pireleri ilaçla öldürerek sağlanabilir. Burada önemli olan yumurta halindeki olası bir ordunun önüne geçmek ve yeni gelen erişkinlerin üremelerinin engellemektir. Pet shoplar ve veteriner kliniklerinden bu amaçla alınabilecek pek çok ürün bulunmaktadır. Ben mümkün olduğunca pire tozundan kaçınırım; çünkü tüyler arasında kalan kalıntıları yine kaşıntıya neden olabilir. Şampuanlar köpek üzerindeki pireleri öldürür ama hemen sonra yeni gelenleri engelleyebilecek etkiden uzaktır. Pire tasmaları işe yarasa da etken maddesinin etkililiği ve köpeğin boyutu yararlılığında büyük rol oynar. Çoğunlukla en etkili ürünleri veteriner hekiminizin tavsiyesi ile bulabilirsiniz. Bunlar ya köpeğinizin derisine uygulanan ve erişkin pireleri uzun süre üzerinde yaşamasına izin vermeyen damla tipi ürünler ya da pirelerin üreme yetisini ortadan kaldıran tabletlerdir. Evdeki diğer ev hayvanlarını da köpeğiniz ile birlikte ve özellikle evin tabanını, köpeğin yattığı yeri larvalara karşı ilaçlanması gerektiği unutulmamalıdır. Uyuz: Deri hastalıklarına neden olan diğer parazitler daha az yaygın ve genel olarak sadece enfekte hayvanla direkt kontak kurulduğunda geçtiğinden tedavisi daha kolaydır. Hasta tüm hayvanları tedavi ettikten sonra enfestasyonun ortadan kalkması mümkündür. Çıplak gözle görülmeyen ve özellikle kafa, kulaklar, boyun ve patilerde kaşıntı ve kızarıklığa neden olan uyuz mite'ları ve lice (1 mm'lik küçük soluk görünüşlü bir dış parÇıplak gözle görülmeyen ve özellikle kafa, kulaklar, boyun ve patilerde kaşıntı ve kızarıklığa neden olan uyuz mite'ları ve lice (1 mm'lik küçük soluk görünüşlü bir dış parazit) bu tür parazitlerdendir. Kene: Keneler nemli ve sıcak iklimlerde özellikle bol bulunan 1-5 mm uzunluğunda köpeğin derisine tutunup kan emerek yaşayan canlılardır. Beslenirken hem hastalık bulaştırabilir hem de kaşıntıya neden olabilirler. Keneyi köpeğinizin derisinden çıkarmanın en iyi yolu üzerine alkol damlattıktan sonra deriye tutunduğu yere yakın yerden yakalayıp çenelerini orada bırakmamak şartyıla vida sökercesine hareketlerle onu oradan almaktır. Çenesinin orada kaldığını siyah bir noktanın deri içinde görünür olmasından anlayabilirsiniz. Bunun enfeksiyona yol açabileceğini bildiğimizden olası bir antibiyotik tedavisi için köpeğinizi veteriner hekiminize götürmenizde fayda vardır. Keneyi deriden çıkarmanın diğer yolları ise Frontline kullanmak, vazelinlemek ya da tırnak cilası ile üzerinden geçmektir. Bu yöntem sonucunda kenenin düşmesi 24 saatten fazla zaman alabilir. Asla keneyi sigara ile yakmaya çalışmayın. Sıkıntı, Stres, Acı: Bazı köpekler sıkıntı ve stresten dolayı özellikle patilerini ve bacaklarının iç kısımlarını saplantılı bir biçimde yalayarak tepki verirler. Bu sorunun üzerinden gelmek daha güç olabilir. Köpek, yalama hareketini beynindeki endorfinin (mutluluk hormonu) salımına neden olduğundan dolayı alışkanlık yapabilir. SapSıkıntı, Stres, Acı: Bazı köpekler sıkıntı ve stresten dolayı özellikle patilerini ve bacaklarının iç kısımlarını saplantılı bir biçimde yalayarak tepki verirler. Bu sorunun üzerinden gelmek daha güç olabilir. Köpek, yalama hareketini beynindeki endorfinin (mutluluk hormonu) salımına neden olduğundan dolayı alışkanlık yapabilir. Saplantılı yalama alışkanlığı deriye zarar vererek enfestasyona neden olabilir. Bunu tedavisi köpeğin stres düzeyini azaltmaya çalışmak ve uzun süre yalnız bırakıldığında interaktif oyuncaklar sağlanarak başarılabilinir. Düzenli egzersiz en önemli tedavi yöntemidir. Çocukların tırnaklarını yemesini engellemede kullanılan acı elma spreyi ve hardal bu alışkanlığın hızının kesilmesinde etkili olabilir; fakat bu maddeler açık yara üzerine asla uygulanmamalıdır. Diğer bir yöntem ise kendini yalamasını engellemek için siz evde yokken ona Elizabeth tasması takmaktır. Bazı köpeklerde eklemlerindeki ağrılardan dolayı sürekli bu bölgeleri yalayabilir. Bu nedenle sorunun bundan kaynaklanmadığından emin omanız için veteriner hekiminize kontrol etmekte yarar vardır. GENEL DERİ BAKIMI Deri hassasiyetlerini engellemek ve köpeğinizin sağlıklı bir deri ve tüylere sahip olması için yapabileceğiniz başka şeyler de vardır. Köpeğinizi sık sık yıkamaktan ve yağlanmayı engelleyici ve kokulu şampuanların kullanılmasından kaçınılması bunlardan sadece ikisidir. Sağlıklı köpeklerin en fazla ayda birden fazla yıkanmaları doğru değildir. Çoğu köpek yılda bir ya da iki kezden fazla yıkanmaya gerek duymaz. Bebek şampuanı, bazen köpek şampuanları bazı köpekler için bile çok güçlü geleceğinden çoğu köpek için iyi bir seçenektir. Sülfür, kömür katranı veya çay ağacı yağı içerenler de faydalıdır. Bazı besinsel etmenler de köpeğinizin derisin sağlıklı görünmesine yardımcı olabilir: bunlar esansiyel yağ asitleridir. Bunların en önemlileri gamma linolenik asit, eichosapentanoic asit ve docosahexanoic asittir. Bu yağ asitleri özel olarak dengelendirilmiş köpek mamalarından bulunur. Pek çok köpek kaloriferli evlerdeki ısıyı çok sıcak bulur. Yıl boyunca tüy dökerken scıaktan kaşınmaya da başlayabilir. Daha serin bir odada yatağının bulunması onu daha rahatlatacaktır. Bazı köpekler, çoğu doğal olarak boşaltsa da, anal bezlerinin dolması nedeni ile arka kısımlarını sık sık kaşıyabilir. Bu tür bir kaşıntı ile karşılaştıysanız köpeğiniz için veteriner hekiminden randevu alma zamanı gelmiş demektir. İç parazitler de köpeğimizin arka kısmında ve patilerinde kaşıntıya neden olabilir; bu nedenle düzenli parazit tedavisi önemlidir. Her türlü deri lezyonları düzenli olarak temizlenip steril tutulmalıdır. Derideki yaralar sulandırılmış iodine veya salin solüsyonu ile temizlenebilir. Diğer antiseptikler bazen inflamasyona neden olabilir. Uygun olup olmadığına veteriner hekiminizle karar vermeden antiseptik krem veya toz kullanmaktan kaçınmanızda da fayda vardır. Deri problemleri ortaya çıktığında hızlı veteriner hekim müdahalesi en iyi çözümdür. Hassas deriye sahip köpekler tüm allerjenleri devamlı hayatından uzak tutamadığımızdan sürekli bir tedaviye gerek duyabilir. Yine de sıkı bir dış parazit tedavisi ve hipoallerjik dietle beslenme bu durumu kontrol altına alabilir. Anal Bez Problemleri Köpeklerde genel sağlık problemlerinden bahsediliyorsa anal (koku) bezleri etkileyenlere değinmemek olmaz. Bu bezler anüse göre saat dört ve sekiz istikametinde konumlanmıştır. Kahverengi ve güçlü kokulu bir sıvı salgılarlar. Dolu olduklarında köpeğin boyutuna bağlı olarak bir bezelyeden bilye büyüklüğüne kadar değişiklik gösterebilirler. Salgılanan sıvı, kanallar yolu ile anüsün içine boşaltılır. Normal şartlarda köpekler dışkılarını yaptıklarında bir kaç damla da anal sıvıyı dışarı atarlar. Böylece diğer köpeklere de cinsel durumları ve statüleri hakkında mesaj göndermiş olurlar. Bu bezler korkuya karşı bir tepki olarak da boşaltılabilir. Kanalların tıkanması çeşitli sorunlara neden olabilir. Bazı köpekler anormal şekilde dar kanallara sahiptir ve bu durum onları kanallardaki tıkanmaya yatkın kılar. Şişman köpekler de sık sık problem yaşar. Anüs ve rektum çevresindeki yağ hayvan dışkısını yaparken bezlere yeetrli baskı yapılarak boşalmasını engeller. Yine fazla sulı dışkı yapan köpekler yine bu sıkışma etkisinden uzak anal bezlerin boşaltılmasıyla ilgili sorunlara karşı savunmasızdır. Kanalların tıkanıklığı ayrıca parazit ve enfeksiyonlardan da kaynaklanabilir. Kanallar tıkandığında sekresyon birikir ve hazne dolarak rahatsız bir durum yaratır. Ana belirti köpeğin anüs çevresini aşırı yalamassı hatta derisine zarar verebilecek kadar ısırmaya çalışmasıdır. Deri kızarıp yara dahi olabilir. Bölgeyi kaşıyabilmek için köpek genellikle yere çömelerek arkasını yere sürter. Bu genellikle ya anal bez problemi ya da parazit belirtisidir. Soruna hemen el atılmazsa genel bir deri problemi nüksedebilir.Kaşıntı bazı köpeklerin tüm vücudunu sararak tüylerin de yağlı ve pis kokulu bir hal almasına neden olur. Hatta köpekler depresif dahi görünebilir. Diğer bir belirti ise dışkılama sırasında zorlanmadır. Bu acılı bir hal aldığında kabızlığı neden olacaktır. Tıkanma sonucu enfekte olan bezler iltihapla dolarak köpek için acı verici bir hal alır. Efekte köpek dışkıyla beraber küçük miktarda kan ve iltahap da dışarı atabilir.Bazı vakalarda deri zedelenerek anüs çevresinden kan ve iltahap dışarı sızabilir. Tedavi Tedavi bezlerin boşaltılması etrafında yoğunlaşmaktadır. Bu, bezlerin elle sıkılmasıyla yapılır. İşlem kısa sürede bitmesine rağmen rahatsızlık verici olabilir. Normal şartlarda köpek dikkatle tutulduktan sonra hayvanın bilinci yerindeyken yapılır. Bazı durumlarda bezler öylesine acı verici olur ki genel anestezi şarttır. Sürekli anal bez tıkanmalarından şikayetçi köpekler için sık boşaltma işlemi bezlerin daha çabuk dolmasına neden olsa da ayda bir kez düzenli boşaltımlar gerekli olabilir. İşlem köpeğin sahibince de yapılabileceği gibi enfeksiyon durumunda acil veteriner hekim müdahalesi kaçınılmazdır. Enfekte olmuş anal bezlere sahip köpekler bezlerin boşaltılmasının yanı sıra antibiyotik tedavisine de gereksinim duyarlar. Bazı vakalarda anti-enflamatuvar ağrı kesiciler de ayrıca kullanılabilir. Bazen enfeksiyonu lokal olarak tedavi etmek için bezlerin içi antibiyotik merhemle doldurulur. Enfekte bezler deri dışında yaraya neden olduysa bölge sulandırılmış antiseptik solüsyonla yıkanabilir. Sürekli anal bez tıkanıklığından şikayetkçi olan kpekler dietlerindeki arttırılmış lif miktarlarından fayda görebilirler. Bu etkiyi yapacak ticari köpek mamalrı mevcuttur. Parazitlerin kontrol edilmesi ve ishale neden olan etmenlerin ortadan kaldıırlması ayrıca önemlidir. Anal bezlerin cerrahi olarak alınması mümkünse de en iyi seçenek değildir. Bazı vakalarda dışkı tutamama ve bölgedeki kaşıntının azalmaması gibi yan etkiler gözlemlenebilir. Diğer Problemler Daha az yaygın olsalar daanal bezlerin bulunduğu bölge başka hastalıklara da ev sahipliği yapabilir.
  • Furunculosis özellikle Alman Çoban Köpeklerinde sık görülebilen bir hastalıktır. Kuyrukları düşük konumlu taşımaları baktriler için sıcak ve nemli bir ortam yaratır. Bölgenin zayıf hijyeniyle de birleştiğinde anüs çevresi ve anal bezlerde enfeksiyona neden olabilir. Ülser ve akan yaralar ortaya çıkabilir ve yoğun tıbbi (çoğunlıkla cerrahi) tedavi gerekli olur.
  • Bu bölge de tümerler de gözlemlenebilir. Çoğu iyi huylu olsa da kötü huylu olanlar cerrahi bir operasyonla alınmaladıır.
Düzenli tüy bakımı sırasında bu bölgenin de kontrol edilmesi şişkinlik vs anormalliklerin kısa sürede tespit edilerek veteriner hekim kontrolüne bırakılmasına imkan tanır. Anal Bezlerin Boşaltılması Sürekli tıkanma yaşayan fakat enfeksiyon taşımayan köpeklerin anal bezleri evde veteriner hekim olmaksızın boşaltılabilir. Önce veteriner hekiminizin yöntemini size göstermesi gerektiğini unutmayın.
  • Eldiven giyin ve kağıt havlu/peçeteyi hazır bulundurun.
  • Köpeği dikkatle tuttuktan sonra kuyruğu tutup sol elle yukarı kaldırın.
  • Sağ başparmak ve işaret parmağıylatam anüsün altında bölgeyi hafifçe anüse doğru sıkın. sıvı (bazen basınçla - dikkat edin) anüsten dışarı akması gerekir.
Bu, başarılı olmadıysa işmei sürdürmekte ısrarcı olmalyın. Yaralanmaya neden olabilirsiniz. Bazı köpeklerin anal bezleri sadece rektumun içinden baskı uygulandığında boşaltılabilir. Bu da sadece veteriner hekim tarafından yapılması gereken birşeydir.


Köpeklerde Şişmanlık  
Köpeklerde Şişmanlık Obesite Nedir? Obesite şişmanlık ya da vücut yağında normal üstü artış anlamına gelmektedir. Dietle alınan kalori enerji harcanımından daha fazla olduğunda kilo alımı gerçekleşir. Bu da alınan kalorinin yağ olarak biriktirilmesine neden olur. Yağ, erişkin köpeklerde biriktirdikçe genişleyen adipoz hücrelerinde saklanır. Ardından köpeğin egzersiz düzeyi arttırıldığında ya da daha uygun bir diete geçtiğinde yağ kullanılmaya başlar ve adipoz hücreler daralır. Yavru köpeklerde aşırı besleme ise adipoz hücrelerin sayısında artışa neden olarak hayvan büyüdüğünde köpeği şişmanlığa yatkın kılar ve ilerde kilo verimi güçleşir. Köpekler Niçin Şişmanlar? Çoğu vakada şişmanlamın nedeni köpeğin çok fazla yemek yemesi ya da yeterince egzersiz yapmamasından kaynaklanır. Vahşi hayatta köpekler başarılı bir avdan sonra sadece bir kaç günde bir yemek yiyebilir. Bu da, fırsat verildiğinde, doyuncaya kadar tıka basa yemeye genetik olarak programlandıkları anlamına gelmektedir. Bundan dolayı çoğu köpek önüne konan her şeyi silip süpürdükten sonra daha verildiğinde de reddetmez. Köpeğin günde ihtiyacı olduğundan %1 fazla beslenmesi bile orta yaşlarda obesiteye enden olabilir. Çoğu köpek sahibi köpeklerine gereksinimlerinden fazla oranlarda besler. Her köpek farklı bir bireydir ve mama paketinin üzerindeki talimatlara uysanız bile bazı köpekler yine de şişmanlayabilir. Yine de, obesitenin ana nedeni masa artıkları ve elden aburcuburların verilmesidir. Köpekler bu yiyecekleri normal köpek mamalarından daha fazla yağ içerdiğinden çok lezzetli bulur. Bu yiyecekler ne yazık ki daha fazla da kalori içermektedir. Çoğu köpek bu abur cubur yiyeceklerden dilenmeye bayılır. Onlar için besinsel kalite önemli değildir. Çoğu insan kısırlaştırmanın köpeklerinde şişmanlamaya neden olacağına inanır. Aslında kısırlaştırma ****bolik hızı düşürürken besin gereksinimini de azaltır. Buna uygun besleme yapılmadığında köpek şişmanlar. Bazı ırklar diğer köpeklere göre şişmanlamaya daha yatkındır. Labrador Retreiever, Cavalier King Charles Spaniel, Shetland Çoban Köpeği, Basset ve Beagle bu ırklara örnektir. Çoğu köpeğin yaşlandıkça kalori gereksinimleri azaldığından şişmanlamaya eğilimi artar.Veteriner kliniklerinde yaşlı köpekler için "senior" dietler mevcuttur. Köpekler düzenli egzersiz sayesinde zinde kalır. Çoğu köpeğin günde minimum 30 dakikalık yürüyüşe gereksinimi vardır. Düzenli olarak yürümediklerinde sıkılır, tembelleşir ve oburlaşırlar. Bir Hastalık Köpeğin Şişmanlamasına Neden Olabilir mi? Bazı köpekler hypothyroidism denen ****bolik hızlarını düşürerek köpeği daha tembel ve kalori harcamasını azaltan bir hastalığa yakalanabilir. Ayrıca bazı hastalıklar ve ilaçlar köpeğin iştahını arttırabilir. Vücuttaki iştahı arttıran doğal steroidlerin aşırı üretilmesine neden olan Cushings Hastalığı bunlardan biridir. Benzer olarak steroid verimi iştahın artışına neden olabilir. Bundan dolayı, bu durumlarda köpeğin kilosuna dikkat etmek ve aşırı beslememek çok önemlidir. Kalp ve karaciğeri etkileyen diğer hastalıklar karın boşluğunda su tutumuna neden oluyorsa kilo alımına benzetilebilir. Benzer olarak karındaki tümörler ya da beklenmeyen hamilelikler kilo alımı ile karıştırılabilir. Şişmanlık Bizi Niçin Endişelendirmeli? Şişmanlık köpeğinizde çeşitli sağlık problemlerine neden olabilir. Yağ, iç organların ve derinin etrafında birikerek nefes almada zorlanmaya neden olabilir. Bu durum genel anesteziyle ilgili riski de arttırabilir. Buna ek olarak, ekstra kilolar kalp hastalıklarının yanı sıra köpeğinizin atritis, disk kayması ve bağ yırtılmaları geliştirme riskini arttırarak kemik ve eklemler üzerine aşırı baskı oluşturur. Aşırı şişmanlık köpeklerde şeker hastalığıne yakalanmaya da meğilli kılar. Köpeğinizin Şişman Olduğunu Nasıl Anlarsınız? Köpeğinize profilden bir bakın. Köpeğin karnı kaburgaların bitiminden sonra aşağı sarkmaktansa kasıklara doğru içe kıvrılmalıdır. Yukardan bakıldığında kaburgaların bitti yerden kalçalara kadan olan kısmı hafif içeri çekik olmalıdır. Beli belli olmayan bir köpek ile elle kaburgaları hissedilmeyen bir köpek şişmandır. Köpeğiniz Şişmansa Ne Yapmalısınız? Köpeğinizin şişman olduğundan şüpheleniyorsanız onu veteriner hekiminize göstermenizde fayda vardır. Başka bir hastalıktan dolayı değil de sorununun sadece yağ birikmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığından emin olabilirsiniz. Veteriner hekiminiz ayrıca köpeğinizi tartarak ideal kilosunda olup olmadığını size söyleyebilir. Diet beslenmeye ve egzersize başladıktan sonra köpeğinizin gelişme gösterip göstermediğini anlamak için iki haftalık ya da aylık kontroller yapabilirsiniz. İri bir köpek her hafta vücut ağırlığının % 3'ünü kaybederken küçük bir köpek için bu yüzde % 1'dir. Nasıl Beslenmeli? Kilo verebilmesi için köpeğinizi daha az beslerken ona daha fazla egzersiz sağlamalısınız. Kalori alımını % 60'a kadar düşürmeniz gerekebilir. İlk adım abur cuburu kesmek olmalıdır. Tüm ailenin ve komşuların bu rejime uyması da çok önemlidir. Günlük yiyeceğini bir kaç küçük öğüne bölmeniz açlık duygusunu bastırmasına yardımcı olacaktır. Mamasındaki enerji miktarının düşürülmesi ayrıca çok önemlidir. Bu, miktarın azaltılması ile yapılabilirse de çoğu köpek bu konuda zorlanacaktır. Haricen havuç gibi sebzelerin verilmesi ona daha az kalori sağlarken yeterli lifi de verecektir. Yine de en iyi yöntem besinsel olarak dengeli bir zayıflama maması verilmesidir. Veteriner hekiminiz size bu konuda tavsiyelerde bulunacaktır. Dikkat edilmesi gereken zayıflama mamasının kalorisinin düşürülmüş olmasıdır. Lif açısında yüksek mamalar yüksek dışkılama nedeniyle köpek sahiplerini bezdirebilir. Şişmanlık Nasıl Önlenebilir? Yavruların şişmanlamasının engellenmesi erişkin olduklarında şişmanlamaya eğilimlerini düşürür. Ayrıca köpeğe her gün düzenli egzersiz sağlamak onları zinde tutma açısından önemlidir. Köpeğinizi sürekli kontrol altında tutmak da şişmanlamaya başladığında fark ederek tedbir almanızı sağlayacaktır. Diğer yöntemler ise köpeğe serbest besleme yapmamak, mamasına ev yemeği vb katkılar eklememek ve ani mama değişiklikleri yapmamaktır.
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam26
Toplam Ziyaret115792
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar2.12842.1322
Euro2.94112.9464
Hava Durumu
Anlık
Yarın
21° 22° 6°
Saat
Aşısı Bulunmayan Köpek Hastalıkları

Aşısı Bulunmayan Köpek Hastalıkları

Herpesvirus : Bu viral enfeksiyon özellikle yavru köpekler için ölümcül bir hastalıktır. Süt emme dönemindeki yavru köpeklerde hafif dereceli solunum yolu enfeksiyonuna neden olur. Kalıcı enfeksiyonlar olgun dişilerde meydana gelir.

Brucellosis : Bu bakteriyel hastalığın ne aşısı nede tedavisi vardır. Hasta köpekler devamlı taşıyıcı durumundadır. Spontan yavru atmalar brucellozisin ilk gösterge- sidir. Bulaşma oral ve mukoz membranlar yoluyla olmaktadır. Erkek köpekler enfeksiyonu çiftleşme yoluyla enfekte dişi köpeklerden alırlar. Bu nedenle dişi köpekler üreme öncesinde brucellozis yönünden kontrol edilmelidir.

AŞILAMADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Aşılanacak hayvan en az 7 haftalık olmalıdır. 7 Haftadan önce yapılan aşılar bağışıklık sistemini baskı altına alacağından ciddi yan etkiler ortaya çıkarabilir. Aşılama öncesinde yavrularda paraziter mücadele mutlaka yapılmış olmalıdır. İleri gebe hayvanlarda aşılamadan kaçınılmalıdır. İki aşı arsındaki süre en az 21 gün olmalıdır. Aşısı yapılacak köpeklerin ateşi, nabız ve solunum sayıları normal değerler arasında olmalıdır. Aşılama öncesinde ve aşılama esnasında köpekte strese sebep olacak faktörler ortadan kaldırılmalıdır. Aşıyla beraber kesinlikle ilaç kullanılmamalıdır. Yani yeni hastalık atlatmış, iyileşme aşamasındaki köpeklerde aşılama yapılmamalıdır. Kullanılacak aşıların saklama şartlarına (+2-+8’C) uyulmalı, son kullanma tarihi geçmiş aşılar kullanılma- malıdır. Her köpek için ayrı, steril bir enjektör kullanılmalı, işi biten enjektör yakılarak imha edilmelidir. Aşılanacak köpeklerin beslenme durumlarının iyi olması gerekir. Yetersiz bir diyetin aşı yetmezliğinde büyük etkisi vardır.

Köpeklerin aşılama programları

 
Aşıİlk Aşılama ZamanıTekrarıUygulama Yolu
Parvovirus7 Haftalık21 gün sonraDeri altı veya kas içi
Distemper7 Haftalık21 gün sonraDeri altı veya kas içi
Hepatitis7 Haftalık21 gün sonraDeri altı veya kas içi
Parainfluenza7 Haftalık21 gün sonraDeri altı veya kas içi
Leptospirosis7 Haftalık21 gün sonraDeri altı veya kas içi
Bordeellosis7 Haftalık21 gün sonraDeri altı veya kas içi
Kuduz12-16 HaftalıkYılda bir kezDeri altı veya kas içi
Corana virus7 Haftalık21 gün sonra 6 ayda birDeri altı veya kas iç
Gebe ve Laktasyondaki Köpeklerin Beslenmesi

Gebe ve Laktasyondaki Köpeklerin Beslenmesi

Gebe ve Laktasyondaki Köpeklerin Beslenmesi : Köpeklerde fötüs, uterus, plesanta ve memelerdeki en büyük gelişme toplam 9 hafta süren gebeliğin son üç haftasında meydana gelir. Gebeliğin ilk dört haftasında normal beslenmeye devam edilmeli, 5. Ve 60. Haftadan itibaren yiyecek yiyecek miktarı her hafta % 10 düzeyinde arttırılarak doğum esnasında % 50’ye kadar arttırılmalıdır. Fazla sayıda yavru taşıyan gebe Kangal köpeklerinde gebeliğin son 7-10 gününde iştahsızlık görülebilir. Bu durumda azar azar ve lezzetli yiyecekler vermek faydalı olabilir.Gebeliğin son üç haftalık döneminde uterusun büyümesiyle karın hacmi daraldığı için gebe köpekler günde üç kere beslenmelidir. Gebelik süresince enerji gereksinimi ortalama % 20 artar. Gebelik ve doğum sırasında taze karaciğer, haftada iki-üç defa 15-30 g miktarında verilerek;oldukça etkili bir takviye yapılabilir. Keza protein düzeyinin %2-4 oranında arttırılması yavrularında daha güçlü olmalarını sağlar. Anne köpek, doğumu izleyen birkaç gün yemek defekasyon ve işeme gereksinimleri dışında yavruların yanında olmayı ister. Laktasyon dönemi ortalama 6 haftadır. Kolostrum ( ağız sütü ) bir-üç gün salgılanır ve bunu giderek çoğalan normal süt izler. Süt salgısı 5.-6. Haftaya kadara artar, sonra azalır. Laktasyon döneminde normal bir süt verimi için ana optimum düzeyde beslenmelidir. Gıda alımı doğumdan sonra artarak, doğumdan 3-4 hafta sonra maksimuma ulaşır.

Ergin Köpeklerin Beslenmesi : Ergin Kangal köpekleri günde bir defa hep aynı saatlerde beslenmelidir. Orta boy bir köpek için yaklaşık 2 kg’lık bir diyet düzenlenir. Böyle bir diyetin yaklaşık 1/3 ‘ü et, 1/3 ü tahıl ve sebze karışımı 1/3’ü de su şeklindedir. Diyetin miktarı hayvanın canlı ağırlığına, kondisyonuna ve yaptığı işe göre ayarlanmalıdır. Örneğin köpek zayıf ise yada fazla çalışıyorsa ilave olarak bir miktar süt, 1 yumurta, bir miktar sebze veya tahıl verilmelidir. Ergin köpeklerde halk arasında yal denilen arpa ununun sıcak su ile hamur haline getirilmesiyle elde edilen mamülden günde 2 kg kadar verilir. Buna ilaveten günde 25 gr. Et, haftada 3 kere haşlanmış ve fazla sert olmayan kemik verilir.

Köpekler için karma örnekleri

Malzeme Cinsi1. Karma2.Karma
Mısır Unu3535
Buğday Kepeği1217
Et-Kemik Unu1510
Balık Unu1222
Süt Tozu1014
Kemik Unu14-
Tuz11

 

 

Bu karmalar özellikle toplu köpek yetiştirilen işletmeler için uygun, ucuz karmalardır. Bunlardan günde bir öğünde

Köpek AğırlığıBir Öğünde verilecek Miktar
10 Kg ağırlıkta bir köpek için750 gr
15 Kg ağırlıkta bir köpek için1000 gr
20 Kg ağırlıkta bir köpek için1200 gr
30 Kg ağırlıkta bir köpek için2000 gr
40 Kg ağırlıkta bir köpek için2500 gr

 

miktarlarında et suyu, sebze suyu veya süt gibi sıvılarla ıslatılarak verilir. Buna ilaveten hayvanların önüne haşlanmış sebzeler konur. 1. Karmanın gebe ve laktasyondaki dişilere ve sütten yeni kesilen yavrulara verilmesi tavsiye edilmektedir.

Rasyon hazırlanırken dikkat edilecek en önemli nokta, unu ince un halinde öğütülmesidir. Çünkü iri taneli unlar köpekler tarafından öğütülememektedir.

DERİ HASTALIKLARI

Deri Hastalıklari

Evcil hayvanlarda görülen deri hastalıkları, genelde hayvan yıkama merakından kaynaklanabilir.  Örneğin kediler kendilerini temizleyebilirler, ancak buna rağmen yıkanacak olursa,  özel bir koruyucu tabakayla kaplı olan deri. yanlış kullanılan detarjen, sabun ya da şampuan nedeniyle bu özelliğini kaybeder, kendine has direnci kaybolur ya da tahriş olur. Dolayısıyla mantar hastakıkları, egzama, deri iltihaplanması ve tüy dökülmesine yol açar.  Sokağa çıkan hayvanlardaysa, ayak derilerinde görülen benzin, mazot, boya gibiçeşitli kimyasal maddeler ya da yanmayla tahriş olan dokularda deformasyon ve iltihabik yaralara sıkça rastlanır.  Köpekler bu konuda kedilere göre daha şanssızdır. Deri hastalıklarında daha çok ısırma ve tırmık nedeniyle ortaya çıkan yaralanmalar ve baş. çene, çene altı bölgelerinde, ayaklarda ısırmaya bağlı apselerin oluşması, doğaldır. Belirtileri giderek büyüyen şişlik, iştahsızlık ve halsizliktirBu gibi durumlarda ne tür bir tedavi gerekmektedir. Apse kendiliğinden patlar ya da hekim tarafından açılarak temizlenir, ancak her iki durumda da antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. Sokaklarda bazen hayvanları daha çok arka ayaklarıyla kulak çevrelerini kaşırken görürüz. Doğal olarak yapılan kaşınmalar eşbette belli başlı nedenlerden de olabilir. Sokak hayvanlarında sık görüle deri hastalıklarından biri de, kulak uyuzudur. Hayvan sürekli kaşındığı için kulak çevresinde yaralar oluşur. Öncelikleuyuz tedavi edildikten sonra kulak ve çevresindeki yaralar iyileştirilmelidir. Aksi takdirde tadavi amacına ulaşamaz. Biraz da toprakta bulunan pire, kene ve uyuz etkenlerinin yol açtığı deri hastalıklarından söz edelim. Toprakta bulunan pire, kene ve uyuz etkenleri gibi canlılar, kışın genelde kış uykusuna yatarlar. Havaların ısınmasıyla da konakçı olarak yaşayabilecekleri ortamlar arayıp, doğada yaşayan hayvanları bulurlar. Kene kancalarıyla, pire delici organıyla kan almaya çalışırlar. Uyuz etkenleri ise deri ve deri katmanlarında yerleşerek kan emmeye devam eder. Pire ve keneyi teşhis etmek kolaydır. Uyuz etkenini saptamak, mikroskobik canlılar olması nedeniyle o kadar kolay değildir. Şüphe edilen bölgeden alınan kazıntının mikroskop altında incelenmesiyle türü saptanır. Sarkoptes, Demodeks uyuzları sıklıkla görülen uyuz etkenleridir. İnsanlara bulaşma olanığı oldukça yüksektir. En belirgin özelliği kaşıntı, deride kalınlaşma ve sedef förüntüsüdür. Ayağıyla topraktan aldığı mantar ve bakteri etkenlerini uyuzla deriye bulaştırdıklarında karmaşık bir hastalık ortaya çıkar. Tedavi süresince öncelikle hayvanın vücudunu kaşıması engellenir. Lokal ve genel ilaç uygulamalarıyla uyuzun tedavisi eskiye göre daha kolaydır. Bu tedavi sonunda vücutta bir tek uyuz etkeni bile kalmamalıdır. Tedavi sırasında sürekli olarak, vücuttan alınan deri kazıntılarının mikroskobik incelemesi yapılmalıdır. Uyuz tedavisi mümkün olmayan bir hastalık kesinlikle değildir. Uyuz hastalığının hiçbir aşamasında tedavisimümkün değil diyerek hayvanı uyutma yöntemine başvurulmaz. Uyuz etkeni tesbit edilir, teşhis konursa tedavisi kolaydır. Tedavisinin mümkün olmadığı ileri sürülüp hayvanı uyutma yöntemine gitmek kolaycılıktır. İnsanlarda olduğu kadar hayvanlarda da rastlanan önemli bir diğer deri hastalığı da Egzama dır.  Egzama hastalığının üç türü vardır. aşırı proteinle beslenme(proteinemi)nedeniyle ortaya çıkan egzama, vitamin yetmezliğinden kaynaklanan egzama ya da alejik egzama. Proteinemi ve alrjik türdeki egzamalar birbirine bağlı olarak görülebilir. Yani aşaırı protein alımı nedeniyle karaciğer hassaslaşır ve alejik bir durum oluşur. Tek yönlü beslenme nasıl insanlar için zararlıysaihayvanlar içinde zararlıdır. Karaciğerde depolanan aşırı miktardaki protein deride lökalize olamsından ötürü,  hayvanda ergenlik sivilcelerine benzer küçük noktacıklar oluşur. Hayvanın kaşınması sonucu patlayan bu noktacıklar tüylere yapışır. kokulu ve aşırıkaşıntı veren bir hal olur. Tedavi için o bölgenin tüyleri iyice traş edilip temizlendikten sonra lokal ilaç uygulanır. ancak veretiner hekime danışmadan ilaç kullanılması sakıncalıdır. Çünkü kaşıntı nedeninin saptanması ve ona göre bir tedavinin uygulanması gerekmektedir. Eğer neden egzama ise kortizon tedavisi uygulanır. Uyuzdaysa kortizon kullanılmaz, kullanıldığı takdirde uyuz etkenini besleyici bir özelliğe sahip olduğundan hastalık tehlikeli boyutlarda ilerleyebilir.  Kimyasal maddeler,  boya, tiner, kostik maddelerden tutun da ciklete (yapıştığı yere hava aldırmaz) sentetik halılar, yanlış kullanılan kozmetik ürünlere kadar her şey egzamaya neden olabilir. Sokakta yaşayan ya da sokağa çıkan en hayvanlarında görülen alrji nedenleri araştırılırken doğada bulunan bitki örtüsü de göz önünde bulundurulmalı. Örneğin kiraz ve erik ağaçlarının salgıladığı balzam ve çam ağıcının reçinesi hayvanlarda alerjiye neden olabilir. Vitamin eksikliğinden kaynaklanan deri hastalıkları da vardır. A, D ve H vitaminlerinin eksikliğinden kaynaklanan tüy dökülmelerinde kaşıntıya rastlanmaz. Derinin tüy tutma özelliği kaybolur, ve normalden fazla seyrekleşme olur. Bu gibi durumlar hastalık belirtisidir. ancak tüy dökmesinin başka nedenleri de olabilir. Kısırlaştırılmış hayvanlarda hormon yetersizliğine bağlı tüy dökülmeleri görülür. Dişide östrojen, erkekte testeron hormonunun azlığı tüy dökülmesine sebep olur. Dişilerde tüm vücutta tüy seyrekleşmesine rastlanırken, erkekler çırılçıplak kalbilirler. Tedavisinde , eksik olan hormonun çok düşük dozlarda verilmesi gerekir. Ayrıca Stafilokokus Epidermitis denilen bakteriler, deri iltihaplanmalarına neden olur. Egzamayla birlikte mikrobik deri hastalıkları görülür. Halk arasında köpek tüylerinin kiste neden olduğu kanısı yaygındır. aslında tüyün kemdisi kist yapmaz. Tüylerin üzerindeki parazit, yumurta ve proteinleri alrji yapar. Bundan dolayıdır ki,  kist aşısı olmuş köpeklerden çekinmek yersizdir. Uzun tüylü köpekler tüm sene boyunca tüy dökerler. bir hayvan sahibinin hayvanını taraması, fırçalaması onu beslemekten daha önemli bir görevidir. Kısa tüylü hayvanlar belli mevsimlerde tüy dökerler ve daha çok yattıkalrı yerlere tüylerini bırakırlar. Kısa tüylü hayvanları ince dişli bir fırçayla taramak ve pamuklu olmayan hafif nemli bir bezle tımar yapmak gerekir.  Taramanın hayvan vücuduna 3 yararı vardır. Öncelikle hayvanın vücudunda var olan pire ve kenelerin tarağa takılması ile bunların varlığı saptanır. Ayrıca vücuttan atılacak tüylerin tarak ve fırça yardımıyla toplanmasına yardımcı olur. Tüy dipleri ve deriye dolaylı olarak yapılan masajla sinirlerin uyarılması ve daha sağlıklı tüylerin çıkmasına neden olur.  İlkbaharın bittiği yazın başladığı anlarda palto değişikliği kaçınılmazdır. Özellikle bu aylarda daha sık ve düzenli taramalar, tüylerin etrafa yayılmasını ,  alerji ve parazitlerin bulaşmasını engeller.